Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

"A wrestling picture! What do you need? A road map?"

Hınç nedir?Tarihsel olarak nasıl işlenir harmanlanır yaşama gayesi üzerine kurulu bir denge midir Hınç?Üzerine düşündüğüm bir kavram son günlerde çok da çok insani boyutlarını inceliyorum.

Özellikle en etkili biçimini inceden taktik felsefesine yayan intikam olarak ahlaki bir uygunsuzluk o(o)oolmaksızın,"tırmalamaksızın" daha iyi ve daha fazla ihanet etmek üzerine ördüğü yapıyı göz önüme getiriyorum.Siyaset medya/kitle kütle içi dolgulu nane nasıl yenilir? emilir? çiğnenir? mi?

Güçlü nasıl yaşar,güçlü kimdir? zayıf nasıl beslenir falan filan antropolojik yani,çok çok insanız ya ondan.tabi bu da hınçla beraber hilekarlıkda devreye giriyor toplumsallık dediğimiz şeyin nasılda "sakin" mantığına dönüşüveriyor??Bu mantık ensenizden bir çekim meselesi adeta.Aronofsky'nin Wrestler i resmettiği Randynin hayatı.Tüm hayatı gösteri olan bir yalan,bir yaşam bir portre,bir o kadar da hüzün.O saatlerde bende seçim ekranlarından kaçıp filmi izliyordum ,bu da bir seçim sonu…
Elimdeki yaranın kabuğunu kaldırmaya çalışırken zaman geçmiyordu.üç kez baktım saat hala iki .15 dakika daha bekleyebilirim dedim ama hala nasıl bekleyebilirim diye kendime soruyordum.Kapının girişindeki çerçeve bomboştu onu düşündüm sonra.içeri girdiğimde memurlar benimle ilgilenmediler bende farketmeleri için 5 dakika kadar onlara bakma keyfini yaşadım.Kraft bir çerçeve içerisi boşaltılmış içine bir şey konulsa güzel olur.

Saçma sapan bir taaaaahütnamenenin iptali için bekliyorum ve sistem arızalı.tam s.s.k durumu acil kod.Sol elimi sıktığımda avucum serçe parmağımla sızlıyor üzerindeki şişlik de daha inmedi.ama acı yok sız sız lama var.prosedürler prosedürler orada burada bekleme hali.oradan oraya koşarken ekonomi yapıyoruz,bazı insanlar buna yaşamak diyorlar.

10 dakika sonra işlemim bitti.memur sistem sizin işleminizi kabul ettidedi ,bende emin olmak istercesine bir daha sordum :eminmisiniz?ok
artık pat kapı acil serviste gördüğüm sağlık işlemlerinin bedelini şok kapı ödemek için çok…

"We must die as egos and be born again in the swarm, not separate and self-hypnotized, but individual and related."H.Miller"

Beni başa sar, ve biraz öyle döndür

Hayattaki rolümü zaten ite kaka oynuyordum, bir de araya bu uzun tatil girdi, unuttum ben hayattaki rolümü... kimdim, neydim, nasıldım, niyeydimve kimeydim... unuttum...(Anonim yersen)







''Bu gülistan bahçesinde gerçi yüzbin gül biter' 'Bu gülistandan haber vermeye bir tek gül yeter

GÜRRRÇEŞ me

Sen gürrrrççeşşmesin büüüyük düşün:)!!
“Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede, düşünce adamı nasıl çıkar?”

Cemil Meriç, Mağaradakiler

LOOPSMANIA VE RECURSIVE DİALOGLAR

BAKMA BANA ÖYLE BAKMA,BİR...

Kendini seçemiyorsun,Bırakıp kaçamıyorsun,,, mısralar tekrarlanır böyle bir şarkıda anlamsız kalabilmek mümkünmü allaşkına?Hayatın anlamını kucaklamak için bir tek sözcük bile yetiyor bazen.aşırı hümanist bazen idealist gürçeşme embriyosu sevgimi/kalbimi büyütürken budanın kollarına oradanda cankuş kokoreçcisi arasında buharlaşıyorum,hiç bir şey propplem değil görrüşürüz yani!!!..tam frekansı bulsam kendi kullanım dışı sözlüğümü yaratabilirim.

Işık şemsiyeleri yağmurun altında parıldarken yol üzerinde gözlerim kamaşıyor kendi önümdeki resime odaklanıyorum,doğa herşey ve ben,benden arda kalan,gördüklerimin sonsuz küçük parçası.

TWO SİDES POLITICS/ HALK BU TADI SEVİYOR

TODAY IS A GOOD DAY O/R PAZARTESİ GÖZLERİ

İZMİR AS-İZ DİR AS-İZ KALACAK

Mükemmel aşkı tariflerken insanlar ayrılığı bunun sosu biberi olarak tarif ederler.bana göre mükemmel aşk uyumsuzluğun müthiş bir dengesidir,...

KAŞAR+SUCUK= PERFECTLOVERS

SIZINTI & SIKINTI

Sabah bir şiir geçti içimden,Nazım hikmetten, veraya yazdığı kısa bir şiir. Genelde sabahları nedense öfkeli kalkarım,birden uyandığım zaman hulk oluyorum genelde,nefes alamıyorum gibi geliyor ondanmıdır acaba?,Ran nazım Ran koşan içimde.Dün okuduklarımdan sonra normal/ne güzel söylemiş veraya "Geldim kaldım güldüm öldüm."Ne güzel yaşamış,...?
alıntıladığım kısmı bu kadar şiirin.

Şiirin içinde kelimeler nefessiz kalınca uyanıyorlar/içinde/içimden.Yusuf Hayaloğluyu da kaybettik,rahmetli Ahmet kayayı(da) küçükkken iki durak arası binilen taksilerden önce komşu abilerde keşfetmiştim,sevgi duvarını aşmıştım/aşmıştık.Akan soba boruları ve Sony Deck teybleri vardı abilerimin,içlerine kapanık hep yalnızdılar,benimde paylaştığım yalnızlığın sosyalleşme aracı,pencerelerden giren temiz havayla beraber müzikte; dışarı kaçan havayla mahalley(l)e harmanlanırdı.Belki özel bir sostu belki bir s.o.s ti.İnsanlar ne dinlediklerini göstermek için yarışırlardı,şarkıları ezberlerlerdi falan

Şimdi …
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun
Bu da benden sana
ayrılığın hediyesi olsun
Y.hayaloğlu

Take me to the River

Korku gözlerimden yayılır
Sevinci kaçırır ellerim
Durmadan koşar;ufuk hep ilerde
Gözler karanlığı gözlerim

Söylediğim herşey gibi
Cam barındırır dikenlerim
İçimde bir yerlerde kendime batan
Bir güneşin
Batışını beklerim