Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Rumeysa Kiger / Sıkısmıs bir dönemde umutsuz bosluga düsülen ve umut vaat eden bir not

Rumeysa Kiger / Varlık Dergisi

Ülkedeki siyasi, toplumsal ve ekonomik kötü gidişatın etkilemediği alan pek yok. Ancak genelde sanat, özelde de güncel sanat dünyasının son beş yıldır bu durumdan en çok etkilenen alanlardan biri olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giriş hülyasının ardından peşi sıra koşturduğu, toplumun farklı kesimlerinin geçmişe kıyasla çok daha rahat bir şekilde farklılıklarına dair konuşabildiği ve ekonominin hiç de fena gitmediği yıllarda; kurumlarıyla, çalışanlarıyla, sanatçısıyla, koleksiyoneriyle ve takipçisiyle beklenmedik bir büyüme gösteren güncel sanat dünyası, şimdilerde iyice kabuğuna çekilmiş durumda.
Ekonomik kötü gidişatın bu alana etkisine bir örnek verirsek, ülkenin en varlıklı ailelerinden biri tarafından kurulan ve son derece önemli sanatçıların temsilini üstlenmiş Rampa Galeri’nin hiçbir açıklama yapmadan kapanmasını sayabiliriz. Türkiye galericiliğinin yurt dışındaki en önemli yüzlerinden biri haline gelmiş bu galeri…
En son yayınlar
Illustration by Maurice Sendak from Open House for Butterflies by Ruth Krauss
Varlık Dergisi Umutsuz Boşluk adlı sergiyi Nisan ayında Rumeysa Kiger'in Sıkışmış Bir Dönemde Umutsuz Boşluğa Düşülen ve Umut Vaat Eden Bir-Not adlı yazısıyla misafir ediyor. Emeği geçen herkese teşekkürler.

Umutsuz Boşluk üzerine düşünme pratiği / Yaren Akbal

Kavramsal çerçevesi Mehmet Dere tarafından çizilen Umutsuz Boşluk, Sanatorium’da 09 Şubat - 10 Mart 2018 tarihleri arasında gerçekleşti. Yunus Emre Erdoğan, İsmail Şimşek, Nezaket Ekici ve Mehmet Dere’nin işlerini bir araya getiren sergiyi değerlendirdik
Boşluk kavramı üzerine düşünürken, Henri-Louis Bergson’un Metafizik Dersleri adlı, Uzay-Zaman-Madde alt başlıklı kitabına baktığımızda; Bergson’un insan aklının doğuştan sınırsız, boş, homojen bir yapıda olduğunu belirttiğini ve bunu da uzay kavramıyla nitelediğini görürüz. Bergson bir tezinde de; bir nevi sonsuz boşluk olan uzayın, zihnin duyumlarıyla, form (biçim) olarak var olduğunu açıklar. Düşünceden doğan bu form da, sanat pratiğinde, yapıt olarak adlandırılabilir. Bu bağlamla, sanat yapıtının, sanatçı ve mekân ilişkisi üzerinden geliştiği söylenebilir. Buradaki boşluğu, zihni; niteliği belli olmayan, deneyimlenerek keşfedilen bir mekân olarak varsayabiliriz. Bu mekân varsayımıyla birlikte; boşluğu, gözlemlenen ve deneyimlenen ür…

En Büyük Ağırlık Birimi: Boşluk / Röportaj Nermin Tarı