Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Düşünce Umutsuzluğa Düşme Cesaretidir

En son yayınlar
Bataille, “The Labyrinth”, s. 174. Hollier şunu da belirtir: “Labirent durağan değildir, sınırlanmamış tabiatı nedeniyle kelimelerin hapishanelerini yıkar; herhangi bir kelimenin kök salacak bir yer bulmasına, sabitlenmiş bir anlamda yerleşmesine izin vermez; kelimeleri, anlamlarının kaybolduğu ya da en azından tehlikeye maruz bırakıldığı başkalaşımlara girmeye zorlar. Başaşağı çevirdiği ve parçaladığı anlamları çoğaltarak, şizojenez eylemi yeniden kelimeler düzleminde devreye sokar: kelimeleri sarhoş eder” 

(Against Architecture, s. 60).
....According to Krauss, the responsibility of the Modern avant-garde artist was to continually challenge the artistic standards established by history. Consequently, the critic’s job was to recognize these challenges, whether or not they constituted something notable. Krauss wrote in 1972, “We can no longer fail to notice that if we make up schemas of meaning based on history, we are playing into systems of control and censure. We are no longer innocent. `For if the norms of the past serve to measure the present, they also serve to construct it.’” Krauss’ goal in writing this was to free both artist and critic from succumbing to certain expectations. ..

Ölülerin dönüp dolaşıp bizde yaşamasıdır yalnızlık.

Her ölü ölümünü kanıtlar,
yani yaşadığını;
ve biz durup dinlenmeden ölümlere ekleniriz,
kurtuluş yoktur.
Yazılmamış kitaplardır ölüler
ve zamanın rafına kaldırılmış gümüşlerdir.
Onlar ki, bir yanlarını bırakırken bize,
bir yanımızı götürmüşlerdir.

Bu yüzden alışverişimiz hiç eksilmez onlarla;
uçsuz bucaksız bir çölde
ya da dağların ardındaki bir dağ başında
kendi kendimizle konuşuyorken bile
onlarla konuşuyoruzdur.
Dedikleridir dediklerimizin birazı,
birazı onlara diyeceklerimiz.

Hiç kuşkusuz, dünya ölülerle ağırdır;
ve yeryüzü onlarla kalabalık.

İçimizdeki suç kurdu kımıldadıkça onları anarız.
Çünkü, her diri ölüyü yağmalar
- ki biz de bulaşmışızdır o talana.
Ayakta kalma duygumuzu doyurmak için
bir atmaca olmuşuzdur
ölüye,
ay ışığında canlı canlı parlayan bir saltanat
kurmuşuzdur mermerden;
taşına yaldızlı harfler döşemişizdir ince ince,
ardından çiçek konvoyları yürümüştür
renkleri tekrarlayarak,
ardından gül şerbetleri, ilahiler,
sonra cennet yeşili hüzünleri…
...."Ama", diye araya girer Breton klasik bir reddin göstergesi olan şu sözleriyle:

"Söz konusu olan artık sadece yaşamayı sürdürmek  değil, yeniden sevmeye başlayabilmekti.....



Hal Foster Zoraki Güzellik  Ayrıntı yay. Syf 74
Konuştuğu dil sessizlikten kat kat aşağıdayken nasıl susabilir ki insan?Böyle demiş bir yerlerde M.Blanchot.Bazen sınırlarımın olmadığı beni sınırlandıran bir dünya da var olduğum gerçeğiyle yüzleşiyorum.Bir şeyler yapmayı istiyorum sonrasında vazgeçiyorum.Bir şeyler yapmayı düşünüyorum sonrasında yapmasam daha iyi olur diyip düşünmeye devam ediyorum...