Ana içeriğe atla
Elimdeki yaranın kabuğunu kaldırmaya çalışırken zaman geçmiyordu.üç kez baktım saat hala iki .15 dakika daha bekleyebilirim dedim ama hala nasıl bekleyebilirim diye kendime soruyordum.Kapının girişindeki çerçeve bomboştu onu düşündüm sonra.içeri girdiğimde memurlar benimle ilgilenmediler bende farketmeleri için 5 dakika kadar onlara bakma keyfini yaşadım.Kraft bir çerçeve içerisi boşaltılmış içine bir şey konulsa güzel olur.

Saçma sapan bir taaaaahütnamenenin iptali için bekliyorum ve sistem arızalı.tam s.s.k durumu acil kod.Sol elimi sıktığımda avucum serçe parmağımla sızlıyor üzerindeki şişlik de daha inmedi.ama acı yok sız sız lama var.prosedürler prosedürler orada burada bekleme hali.oradan oraya koşarken ekonomi yapıyoruz,bazı insanlar buna yaşamak diyorlar.

10 dakika sonra işlemim bitti.memur sistem sizin işleminizi kabul ettidedi ,bende emin olmak istercesine bir daha sordum :eminmisiniz?ok
artık pat kapı acil serviste gördüğüm sağlık işlemlerinin bedelini şok kapı ödemek için çok beklemeyecektim.üff paranoya acayip bir şey.emin olamamak.merdivenler ssk griliği ve tuvalet sıkışması arasında tuvalete girdim.Birisi abdest alırken diğeri sinirli bir bekleme içerisnde tuvalette bir sigaraya sığınıyordu,ne derdi vardı acep

Dar pisuvarların dar bekleme kapıları.fermuarımı aradım,işim hallettim birinci kata indim.birinci katta a1 blokta herşey kabus .Burada bir güvenlik görevlisi olsaydım neler neler yaşardım kimbilir.hayat ne kadar ucuz ve can ne kadar tatlı,ssk bürokrasisi(si si öpüyor hepimizi)ise huysuz ve tatlı kadın.sedyeler ve beyaz çarşaflar, üzeri markerle işaretli bir sürü nesne alet edavat zart zurt.bir baca temizliği bana nelere maloluyor,buraya geldiğimde hep dedemi hatırlıyorum ve nö(e)roloji bölümünü.Elimle tutamadığım hayatta elimde olmayan şeylerin kayganlığını.Dışarıda yağmur yağıyor hala ve hala.
30218 çok iyi hatırlıyorum

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto





By James Engelhardt







Ecopoetry is connection.

It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections.

Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understand it? One way is to l…