Ana içeriğe atla

Love is someone who never forget(s&mrdere)





(MY LIFE=YOUR LIFE)

Bu kadar değişeceğimi hiç zannetmezdim
Sanki yüreğimden kocaman bir parça belki tahmin ettiğimden bile büyük
Beni hiç beklemediğim bir anda,
Terk etti ve gitti.
Şimdi isimsiz bir mezar gibiyim,
Kendim için üzülmeyecek kadar,
Kimsesiz.
Ve en vazgeçilmez benler bile
Umutlar hayaller, kurgular bile
Hiç var olmamışlar kadar yok.
Bir iz bile bırakmadan, anlıyor musun?
Suçlu kim?
Bir suç var mı?
Suç?
Anlamlara ulaşmak bu kadar zor muydu?
Acaba önceden de bu kadar zorlanıyor muydum?
Hangisiydim?
Dündeki mi?
Yoksa ansızlıktaki gibimi!
Belki küçük bir duygu kırıntısı,
Ya da eskiye dair bir iz,
Neydi kaybetmeden önce aradığım.
Bir arayışım varmıydı?
Arayış?
Belki…
s.dere(20.06.2001)

Yorumlar

fantazmagorya dedi ki…
bir de "hiç varolmamışlar kadar yok" diyemeyecek kadar yoksun olmak var ki, çok fena..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Illustration by Maurice Sendak from Open House for Butterflies by Ruth Krauss
..Jameson writes that in our “contemporary world system,” the image has been
replaced by the simulacrum, and reality by the pseudoevent. In terms of culture, we have lost the “critical distance” that modernism presumed—we no longer have “the possibility of the positioning of the cultural act outside the massive Being of capital.” “Aesthetic production today has become integrated into commodity production generally.” In Warhol’s Factory, aesthetic production became commodity production. The Factory was rather like the pre-automated factories of his hometown Pittsburgh—Caroline Jones refers to it as a “pre-Taylorized collective.”..

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…