Ana içeriğe atla

Love is someone who never forget(s&mrdere)





(MY LIFE=YOUR LIFE)

Bu kadar değişeceğimi hiç zannetmezdim
Sanki yüreğimden kocaman bir parça belki tahmin ettiğimden bile büyük
Beni hiç beklemediğim bir anda,
Terk etti ve gitti.
Şimdi isimsiz bir mezar gibiyim,
Kendim için üzülmeyecek kadar,
Kimsesiz.
Ve en vazgeçilmez benler bile
Umutlar hayaller, kurgular bile
Hiç var olmamışlar kadar yok.
Bir iz bile bırakmadan, anlıyor musun?
Suçlu kim?
Bir suç var mı?
Suç?
Anlamlara ulaşmak bu kadar zor muydu?
Acaba önceden de bu kadar zorlanıyor muydum?
Hangisiydim?
Dündeki mi?
Yoksa ansızlıktaki gibimi!
Belki küçük bir duygu kırıntısı,
Ya da eskiye dair bir iz,
Neydi kaybetmeden önce aradığım.
Bir arayışım varmıydı?
Arayış?
Belki…
s.dere(20.06.2001)

Yorumlar

fantazmagorya dedi ki…
bir de "hiç varolmamışlar kadar yok" diyemeyecek kadar yoksun olmak var ki, çok fena..

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)