Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Dere'nin Kaleminden CI '18 / "Bu Neyin Kafatası"

Mehmet Dere BÖLÜM 1 En İyiyi Umut Et Ama En Kötüsüne Hazırlan   Gücü yetenler ş iire iltica etsin. Hele imkanı olanlar tez zamanda… Son sözüm bu olsun. ( 1) Türkiye’nin en değerli şairlerinden biri olan Küçük İskender’in sağlık durumunun son aşamaları ile temmuz ayında kendisiyle yapılan röportajın bende yarattığı yürek burkulması hala üzerimde.Üstadın   yukarıda alıntıladığım üç cümlesinin yankısı bende, imgesiz bir sessizlik altında yüreğimi duvardan duvara vurmaya devam ediyor. Nefessiz kalıyorum   ve kafamın göğsümün altında ezildiğimi hissediyorum .Eski bilgelerin dediği gibi “ Eğer   söz gerçekten bir kalpten çıkmışsa mutlaka bir kalbe girer” Beklemenin ve karşılaşılabilmeye hazır olmanın anlamını belirsizce kavrıyordum. Kendime sakladığım, sığındım bir kaç şiirimi utana sıkıla okumaya ve yeniden cesaret edip bir şeyler karalamaya çalışıyorum.İsimsiz duyguları tariflemek ne kadar da zor. Sadece bir an kendi varlığımın yalnızlı...

Contemporary İstanbul 2018

SANATORIUM , 20 - 23 Eylül 2018 arasında düzenlenecek Contemporary İstanbul'da, A1 - 119 no'lu stantta izleyicilerle Kerem Ozan Bayraktar, Mehmet Dere, Yunus Emre Erdoğan, Erol Eskici, Gülsün Karamustafa, Çağla Köseoğulları, Zeyno Pekünlü, Farid Rasulov, Sergen Şehitoğlu, Merve Şendil ve Clemens Wolf'un işleriyle buluştu. 
..Jameson writes that in our “contemporary world system,” the image has been replaced by the simulacrum, and reality by the pseudoevent. In terms of culture, we have lost the “critical distance” that modernism presumed—we no longer have “the possibility of the positioning of the cultural act outside the massive Being of capital.” “Aesthetic production today has become integrated into commodity production generally.” In Warhol’s Factory, aesthetic production became commodity production. The Factory was rather like the pre-automated factories of his hometown Pittsburgh—Caroline Jones refers to it as a “pre-Taylorized collective.”..

Rumeysa Kiger / Sıkısmıs bir dönemde umutsuz bosluga düsülen ve umut vaat eden bir not

Rumeysa Kiger / Varlık Dergisi Ülkedeki siyasi, toplumsal ve ekonomik kötü gidişatın etkilemediği alan pek yok. Ancak genelde sanat, özelde de güncel sanat dünyasının son beş yıldır bu durumdan en çok etkilenen alanlardan biri olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giriş hülyasının ardından peşi sıra koşturduğu, toplumun farklı kesimlerinin geçmişe kıyasla çok daha rahat bir şekilde farklılıklarına dair konuşabildiği ve ekonominin hiç de fena gitmediği yıllarda; kurumlarıyla, çalışanlarıyla, sanatçısıyla, koleksiyoneriyle ve takipçisiyle beklenmedik bir büyüme gösteren güncel sanat dünyası, şimdilerde iyice kabuğuna çekilmiş durumda. Ekonomik kötü gidişatın bu alana etkisine bir örnek verirsek, ülkenin en varlıklı ailelerinden biri tarafından kurulan ve son derece önemli sanatçıların temsilini üstlenmiş Rampa Galeri’nin hiçbir açıklama yapmadan kapanmasını sayabiliriz. Türkiye galericiliğinin yurt dışındaki en önemli yüzlerinden biri haline gel...