Ana içeriğe atla

Kirk yıllık kabzimalim boyle karpuz gormedim



Dün müthiş bir "derbiye"sizlik yaşandı çok cins ve hatta alıştığımız görüntüler.Agresif bir futbol mücadeleden ve beraberlikten uzak kıyası eleştirilen bir ahmet çakar durumu yani."Sevgi ile bağlı değilsen nefret ile düğümlenmişsin" türk futbolunu marka yapıyoruz diyen insanlara böyle bir bir seslenmek lazım,ben futbol izlemem,sevmem hatta buna örnek ehliyetimde yoktur öyle hani arabam olsun gezeyim falan,bisiklete bile merak edip binmiş değilimdir,beni nedense hiç enterse etmemiştir ama bizim türk insanı futbola acayip bağlı bir yaşam alanında yaşıyor. Hatta hayatımız futbol diyen bir felsefeyle yaşıyoruz ama dünkü rezillik neydi be kardeşim???Heryerde küfürler kafa atmışmış atmamışmış rantmış futbolmuş?yeşilmişik,safmışık.Dura dura sıra şimdi türk futbolunda tezgah varmı yokmu ya kadar geldi ya helal olsun...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto By James Engelhardt Ecopoetry is connection. It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections. Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understan

Ağaçların Kokusu Sergi Metni

Kwahulé'nin tiyatro metinleri bir çok iç içe geçen alandan oluşan parçalanmanın nitelikleriyle birleşerek kendini kurar. Kwahulé'nin metinlerinde yaşadığı Afrika’daki iç savaşın dehşetini   Avrupa’da yaşayan Afrika kökenli halkların diasporik olarak tariflenebilecek “Yeni Dünya” olarak nitelendirilebilen , bir deneyime, psişik bir uzama gönderme yapar. Örneğin Bira fabrikası, anlatım tarzı olarak Kwahulé'nin karakterleri, caz müziğinin doğaçlama nabzını rezonans eden riff’ler ve rötuşlarla konuşmaktadır. Metinlerinde Afrika’ya verilen hasarı temsil eden şiddetli bir dünyayla yüzleşmeyi görünür hale getirmek için abartı ve gerçeküstü dokunuşlar yoluyla, giderek genişleyen bir küresel göçmen sorunsalına gerçekliğini ötekileştirmeden mercek altına alır .Oyunlarının tematik bağlamı, , yoksulluk, sürgün kapitalist açgözlülük, çarpışma ve “ötekinden” korkma - yani “ötekinin” ne şekilde tanımlandığı ile ilişkili bir bütüne gönderme yapar. İnsanın doğa ü