Ana içeriğe atla

"A wrestling picture! What do you need? A road map?"

Hınç nedir?Tarihsel olarak nasıl işlenir harmanlanır yaşama gayesi üzerine kurulu bir denge midir Hınç?Üzerine düşündüğüm bir kavram son günlerde çok da çok insani boyutlarını inceliyorum.

Özellikle en etkili biçimini inceden taktik felsefesine yayan intikam olarak ahlaki bir uygunsuzluk o(o)oolmaksızın,"tırmalamaksızın" daha iyi ve daha fazla ihanet etmek üzerine ördüğü yapıyı göz önüme getiriyorum.Siyaset medya/kitle kütle içi dolgulu nane nasıl yenilir? emilir? çiğnenir? mi?

Güçlü nasıl yaşar,güçlü kimdir? zayıf nasıl beslenir falan filan antropolojik yani,çok çok insanız ya ondan.tabi bu da hınçla beraber hilekarlıkda devreye giriyor toplumsallık dediğimiz şeyin nasılda "sakin" mantığına dönüşüveriyor??Bu mantık ensenizden bir çekim meselesi adeta.Aronofsky'nin Wrestler i resmettiği Randynin hayatı.Tüm hayatı gösteri olan bir yalan,bir yaşam bir portre,bir o kadar da hüzün.O saatlerde bende seçim ekranlarından kaçıp filmi izliyordum ,bu da bir seçim sonuçta diye..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto By James Engelhardt Ecopoetry is connection. It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections. Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understan

Ağaçların Kokusu Sergi Metni

Kwahulé'nin tiyatro metinleri bir çok iç içe geçen alandan oluşan parçalanmanın nitelikleriyle birleşerek kendini kurar. Kwahulé'nin metinlerinde yaşadığı Afrika’daki iç savaşın dehşetini   Avrupa’da yaşayan Afrika kökenli halkların diasporik olarak tariflenebilecek “Yeni Dünya” olarak nitelendirilebilen , bir deneyime, psişik bir uzama gönderme yapar. Örneğin Bira fabrikası, anlatım tarzı olarak Kwahulé'nin karakterleri, caz müziğinin doğaçlama nabzını rezonans eden riff’ler ve rötuşlarla konuşmaktadır. Metinlerinde Afrika’ya verilen hasarı temsil eden şiddetli bir dünyayla yüzleşmeyi görünür hale getirmek için abartı ve gerçeküstü dokunuşlar yoluyla, giderek genişleyen bir küresel göçmen sorunsalına gerçekliğini ötekileştirmeden mercek altına alır .Oyunlarının tematik bağlamı, , yoksulluk, sürgün kapitalist açgözlülük, çarpışma ve “ötekinden” korkma - yani “ötekinin” ne şekilde tanımlandığı ile ilişkili bir bütüne gönderme yapar. İnsanın doğa ü