Ana içeriğe atla

SEVEN NE YAPMAZ



Uzun ve derin bir yolculuktan sonra bir garip memleketlerde gine karsinizdayim ey izleyicim okurum,burada havalar degisken ruh hallerine gore changing, bee cause linz is changing ana tema bu ben tabi oncesi sonrasi nedir bilmedigimden kendimi degistiriyorum orda burada,dilsizligi ve sesligi ogreniyorum kaldirimlarda.

zaten kentin kaldirimlari bir sehrin aynasiymis ta nazi kamplarinda ezilen o bedenler bu sehrin kaldirimlarini yapmis 1940li yillarda .sayin okurum,artik linz neyin uzerinde yukseliyor siz dusunun?Kole olmadan kulturmu olmus simdiye kadar?ben dokuman insani/hayvani olarak haritayla dolastim soyle bir hautzplatzi grabeni falan.

merak etmeyin hersey rayinda isliyor turklerde biliyor zaten.ilk tanistigim turk bir bayandi ilk ona sordum nasil memnunmusun keyfin iyimi? diye yanit acik ve netti ufff ne biliyim ya iste takiliiyoruzz,hersey belli yani,abowww dedim bende icimdeki falim sakizindan cikarak dedimki o kadar yani!!! diyorsun??.epey gulduk,ben dokumante etmeye devam ediyorum ama biliyorsun sayin okur her yer zaten fotograf olmus cek yapistir kopyala olmadi bal tutan parmagini yala hesab/epey kent cosmus.fakat herseyin bedeli var bir oturmaya gorun meydanda ki kafelerde aboeww diyorum,yada extra konserler sordum acaba ne kadar diye sordum? bana 32 euro dedi,bendede what some kind " icimden arabada bes evde onbes hosuna giderse bendensin" if it posibble really?

Hersey hizli degil yavas bence binalar buyuk cunku kaybolan bir dunyanin metafiziksel agirligini tasiyor avrupada binalar,yeni dunyanin metafiziksel boslugunuda boyle kapatmaya calisiyor .big humanity is big buildings,hersey o kadar guzelki en sonunda hicbirseye dokunamiyorsun.ben bile atolyemdeki ikea estetiginin kurbani olmak uzerindeydim gecen gun

Gecen gun bir performans izledik Rait'le adamlar bildigin hava torbalarinda resmen insanlari $okluyorlardi,izleyicileri falan cektim cok ilginc geldi bana can yucelin seke seke diye bir siiri var (arayan bulsun lutfen) o cinladi kulaklarimda.voices of turkey caliyorum sizin icin hatasiz kul olmaz ne diyelim istek geldi caliyoruz.

ama dedim icimden hava guzelken bir de hasret varken barlas patlatalim suyundan anadimini bu galery space de yapacak bir sey yokken

Yorumlar

uğur dedi ki…
yazı çok güzel.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto





By James Engelhardt







Ecopoetry is connection.

It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections.

Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understand it? One way is to l…