Ana içeriğe atla

Her şey dün gibi inan gelir geçer,bilemezsek kıymeti hayat bizi içer




“Kendiliğinden; Milyonda Bir” başlıklı sergi: Çalışmalarını fotoğraf ve video sanatı üzerine odaklanmış iki sanatçıya yer veriyor. Belge üretimi ile uğraşan sanatçıyı, mucize anların kayıtçısı rolüyle karşımıza çıkarıyor. Uygar Özel'in Amsterdam' da futbol sahasının aksine, sokakta gezerken karşılaştığı bir top cambazının, reklam yıldızı olmuş futbolculara taş çıkartırcasına performansı,.garipsediğimiz, göze absürt gelen, ancak baş roldeki figür için bir günlük rutini, kendi içerisinde barından, bir an üzerine odaklanan video çalışmasına dönüşmekte. Serginin diğer sanatçısı Nur Muşkara ise her gün İzmir merkezinden şehir dışına doğru yaptığı rutin yolculuğu boyunca, fotoğraf makinasının objektifine takılan gündelik yaşamın aktörlerine odaklanmakta. Sergi, iki belgeselci çalışma disipliniyle, kendiliğinden oluşmuş günlük yaşam pratikleri içerisindeki mucizevi anlara tanıklık etmemizi sağlamayı hedeflerken, sanatçıları da bu anların, ara bulucusu rolüyle karşımıza çıkarıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)