Ana içeriğe atla

Açarsan dosyaları ,açarım dosyaları



Acaba tuncay güney benjamin lınus turkish versiyonumu?tam bir yapıbozumcu gibi "gerçekleri" ama "bütün gerçekleri değil" şeklinde sunuyor. Ben izlerken kendisi o kadar olgun ve gerçekçi soruları yanıtlıyordu ki hayran olmamak içten değildi,sanık yada tanık pozisyonunun sürekli değişmesine rağmen çok şey ortaya çıkartabildiler söylediklerinden.

...siyasi ve politik yapının günah çıkarması gerekir.."*





"12 eylül 1980den sonra sol kontrol altına alınmıştır"

Ayrıca neden tek muhatab olarak tuncay güney?? Kamuoyu vicdanına seslenen tek isim olabiliyor.Bu bilgi alışverişinde ya da "üretiminde" (herşeye dikkatli bakmak gerekir ne de olsa)Tuncay güney sarsılmaz kayasından asla indirilemiyor,kaya gibi karizmamı demek lazım?insan sempatide duyuyor biraz garip de olsa




"Cesur Hırsızlar Partisi"/mahir kaynak ilişkisi

Öyle bir yapıdan bahsediyorki tuncay güney bugün türkiyede başbakanı indirip yeni bir başbakan seçtirtebilir.sabancı görüşmelerinden pkk sorununa kadar bir sürü belgeyi barındırıp kayıtlarını tutuyor ve bunu şu anda bu yapının deşifrelenmesi isteyen ve bunu demokrasi adımını olarak niteleyen tuncay güney nasıl bir bilgi ağının içinde??

Açıkçası ben daha neler olacak ,neler çıkacak diye merak etmekteyim.
umarım bizim tarihle yüzleşmemiz ve geniş kitlelerin bilgilenmesi açısından doğru bir dönemdir...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto





By James Engelhardt







Ecopoetry is connection.

It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections.

Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understand it? One way is to l…