Ana içeriğe atla

NAZLI YARİM HİÇ OLMUŞ MU?

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Göksu ve Sarıkız kuyularından bugünden itibaren su verilmeye başlandığını belirterek, verilecek sudaki arsenik oranının 20-30 mikrogram civarına yükseleceğini bildirdi.

Aziz Kocaoğlu, düzenlediği basın toplantısında, Tahtalı Barajı'nda, ''bir pompa çalıştırılırsa'' 150, ''iki pompa çalıştırılırsa'' 75 günlük su kaldığını, bu nedenle arsenik oranının yüksek olduğu belirtilen Göksu ve Sarıkız kuyularından su vermeye karar verdiklerini bildirdi


25.08.2008 Öztürkler





"İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin sağlıklı su temin etme çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Kocaoğlu, 'İzmirlilerin şu sıcak günlerde hiç olmazsa kullanma suyu konusunda sıkıntı yaşamalarını istemiyoruz' dedi. İzmirlilerden şebeke suyunu içme suyu ve yemek yaparken kullanmamalarını isteyen Kocaoğlu, suyun kullanma suyu olarak kullanılmasında herhangi bir sakınca bulunmadığını ifade etti."

Bir Gün 26.08.2008




İzmir'de çeşme suyu yasaklandı

"İzmir Valisi Cahit Kıraç, kentte arsenikli olduğu belirlenen suyun içilmemesi ve gıda bileşeni olarak kullanılmaması konusunda gerekli önlemlerin alınmasını istedi. Vali Kıraç, yayımladığı genelgede, ildeki sularda yapılan ölçümlerde arsenik oranının yüksek olduğunu, kuraklığın devamı halinde bu değerlerin daha da yükseleceğinin beklendiğini bildirdi".

29.08.2008 Güncel NET


"İzmir suyunda arsenik bulunduğunu Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'ten öğrenmekten üzüntü duyduklarını belirten vatandaşlar, "Ankara Büyükşehir Başkanı'nın, başkanımızı uyarması bize büyük üzüntü vermiştir. Biz bu gerçeği başkanımızdan öğrenmek isterdik. Kocaoğlu'dan İzmir'in suyunda arsenik bulunması konusunda daha büyük bir duyarlılık göstermesini beklerdik. Bu gerçeği bizden sakladığı için başkanımıza çok kızgınız.Çünkü su hayati bir kaynak" dedi.

31.08.2008 Gençtürk Haber





not:İzmirde birbirlerini gömmek için cenaze törenlerinde buluşan bir grup bürokrattan ne bekliyebilirsiniz?Litrede 10 mikrogramın üstündeki arsenik içeren göksu ve sarıkız kuyuları yeniden açmak ve şehre bu şekilde yararlı olacağını düşünmek galiba müthiş bir özveri ve sosyal demokratlık örneğiydi.Buradan tüm AS-İZ dostlarımıza selam gönderelim.AS-İZ başkan " ilişkimiz bir yere geldi tıkandı" vadisine dönüşen izmire artık dokunmasın,..........

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto





By James Engelhardt







Ecopoetry is connection.

It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections.

Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understand it? One way is to l…