Ana içeriğe atla

Gözyaşı hafif ,kendinden bulmalar,bazen de doğrudan yoldan sapmalar arasında ilerliyorum.Bazen ışık kayboluyor ve saçma maddiliğe hatta bazen saçma maddiliğe gömülüyor.Yolu bulması gereken sensin,Yolu bulması gereken sensin,Yolu bulması gereken sensin.İçimde tekrarlarım var.Hiçbir şey hazır bir yön olarak karşınıza çıkmaz.İnsanın susması nasıl da bir durum haline geliyor?İnsan galiba korumaya ve dönüştürmeye çalışıyor kendini,bir süre sonra korumayı bırakıyor ama bunu da ne yazık ki çok az kişi yapabiliyor.silinen dünyada içe dönük stratejiler bitiyor.....vs vs hepsi üst üstüne geliyor ve kapanıyor kapı
Her şeyin söylendiği,her şeyin bilindiği ve her şeyi söylemenin bir anlamı olmadığı bir zamanda insanlar kendilerinden kurtulmak için zaman harcıyorlar.Herşey yazılıma dönüşüyor,mimikler,benzeşimler üzerinden kuruluyor o iletişimi kurabiliyorsan anlam kazanıyorsun.
Bazen bende insan olmaktan sıkılıyorum.insan biricik olan varlığını sıkıntıyla keşfediyor,ya da ona belki bu yolla geçerlilik atfediyor.

Pencereyi aç ve nerede yaşadığımı göster diye bağırıyor içteki ses
08.11.2005

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto By James Engelhardt Ecopoetry is connection. It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections. Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understan

Ağaçların Kokusu Sergi Metni

Kwahulé'nin tiyatro metinleri bir çok iç içe geçen alandan oluşan parçalanmanın nitelikleriyle birleşerek kendini kurar. Kwahulé'nin metinlerinde yaşadığı Afrika’daki iç savaşın dehşetini   Avrupa’da yaşayan Afrika kökenli halkların diasporik olarak tariflenebilecek “Yeni Dünya” olarak nitelendirilebilen , bir deneyime, psişik bir uzama gönderme yapar. Örneğin Bira fabrikası, anlatım tarzı olarak Kwahulé'nin karakterleri, caz müziğinin doğaçlama nabzını rezonans eden riff’ler ve rötuşlarla konuşmaktadır. Metinlerinde Afrika’ya verilen hasarı temsil eden şiddetli bir dünyayla yüzleşmeyi görünür hale getirmek için abartı ve gerçeküstü dokunuşlar yoluyla, giderek genişleyen bir küresel göçmen sorunsalına gerçekliğini ötekileştirmeden mercek altına alır .Oyunlarının tematik bağlamı, , yoksulluk, sürgün kapitalist açgözlülük, çarpışma ve “ötekinden” korkma - yani “ötekinin” ne şekilde tanımlandığı ile ilişkili bir bütüne gönderme yapar. İnsanın doğa ü

Jaamzin Magazin Featured by Mehmet Dere

JaamZIN Creative Studio is an online social media agency established in 2017 by Zin and Zannnie in Singapore. ​We feature creative people, emerging and established  contemporary artists in our online and print magazine. https://www.jaamzin.com/post/designer-mehmet-dere