Ana içeriğe atla
SERKAN ÖZKAYA Bana Onun Kellesini Getirin!”, İzmir
15 Ağustos – 15 Eylül 2008
Murat Pilav ve 49A'nın katkılarıyla.
Açılış: 15 Ağustos 2008, 49A, İzmir, Gürçeşme'de 3513, saat: 18.00
Etkinlik:Murat Pilav’ın seyyar nohut pilav arabasında yer alacak yapıt, saat 18.00 – 21:00 arasında Çankaya 1369 sokak, ve 1371 sokakta sanatseverlere sunulacaktır.

Serkan Özkaya'nın "Bana Onun Kellesini Getirin!" başlıklı sıra dışı heykeli Şanghay, New York ve İstanbul'un ardından 15 Ağustos – 15 Eylül tarihleri arasında İzmir'de sergilenecek. Ancak bu yapıtı görmek isteyenlerin gideceği adres bir müze ya da sanat galerisi değil, gezici bir nohut-pilav arabası! Özkaya'nın tasarladığı ve sadece yemek mekanlarında sergilemeyi seçtiği heykel aynı zamanda yenilebiliyor. Heykeli görmek isteyen sanatsever, heykelin sergilendiği mekana gidiyor, "Bana Onun Kellesini Getirin!"i ısmarlıyor ve servis edildiğinde, önce görüntüsüne sonra da tadına bakabiliyor. Bu sayede sanatçı, heykelinin onu arzulayan sayısınca arz edileceğini, yani kişiye özel bir yapıt olduğunu vurguluyor.

Daha önce Şanghay'ın ünlü lokantası M on the Bund'da üzeri böğürtlen soslu çikolata kaplı muhallebi ve New York'un revaçta mekânı Freemans'da rom soslu zencefilli kek olarak hayata geçen heykel, İstanbul Sıraselviler'de, pek çok uluslararası ödül kazanmış olan Changa'da Şef Civan Er tarafından yemeğe dönüştürümüştü. Bu kez Murat Pilav’ın seyyar nohut pilav arabasında yer alacak yapıt, saat 18.00 – 21:00 arasında Çankaya 1369 sokak, ve 1371 sokakta sanatseverlere sunulacak. Heykelin bu seferki içeriği ise nohutlu pilav. Kağıt tabakta, plastik çatal ile birlikte 1,50YTL karşılığında sanatseverlere ulaşacak.

“Bana Onun Kellesini Getirin!”in İzmir'deki ilk sunumu Murat Pilav’ın katkılarıyla, Mehmet Dere'nin geçtiğimiz günlerde açılan bağımsız sanat mekanı 49A tarafından gerçekleştirilecek. 15 Ağustos 2008 Cuma günü 49A'da gerçekleşecek açılış organizasyonu sonrası etkinlik yukarıda verilmiş güzergah ve adresler dahilinde takip edilebilecektir.

Yapıtlarını dünyanın farklı sanat başkentlerinde sergilemiş olan Serkan Özkaya, sanat üzerine yazı ve söyleşilerini kitaplaştırdı. Yapıtlarını klasik sergi mekânlarının dışında sergilemeyi yeğleyen sanatçı 1999 yılından itibaren farklı vitrinlerde yüz binlerce diayı sokaktan geçenlerin beğenisine sundu; 2003 yılından bu yana aralarında Radikal ve The New York Times'ın da bulunduğu çeşitli gazetelerle “asıl ve suret” üzerine çarpıcı çalışmalar hazırladı; 2005 yılında Mikelanj'ın Davut heykelinin iki katı büyüklüğünde bir kopyasını inşa etti ve kırılmasına tanık oldu. Sanatçı, geçtiğimiz yıldan itibaren "Bana Onun Kellesini Getirin!"i hayata geçiriyor.


49A, İzmir, Gürçeşme'de 3513. sokakta. Mekan yerel koşullar ve bu alanı kapsayan ilişkilerden beslenmeyi hedefliyor. Boyutlardan çok yönlere doğru ilerleyerek yapışını oluşturan ve bu olasılıkları beslemeyi hedefleyen bir buluşma mekanı. Kurumlara ve kurumlara biçilen rolün dışında güncel sanat pratiğinin yaşayabildiği, ulaşılabildiği, yerel üzerinden sanatçılar ve yaşam pratiği arasında homojen bağlantı noktalarını arayacak bir buluşma mekanı olmayı hedefliyor.
49A şehrin keşfedilmesi gereken yeni sanat platformu olarak yeni öneri ve projelerle devam edecek.

Ayrıntılı bilgi için;
http://www.49-a.blogspot.com
adresine ulaşabilirsiniz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)



YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…