Ana içeriğe atla

We've seen the signs... now it's happening...")


Evden pek çıkamıyorum ya da kıçımı mı kaldıramıyorum mu nedir ya da şu bilgi eylemi öldürüyor entellektüel baştan çıkarıcılığımı ne? Bir avarelik var.Esasında o kadar çok şeyi halletmem gerekiyorki ,ooo masaüstümde tek boşluk köşedeki saatin üstündeki köşe onada sadece zamanım kalsın..
Klasörler ler yok, hepsi saçılmış belgeler.. Eşzamanlı okuma ve çalma yapıyorum hayattan.Zorluklarla yıldızlara kadar mücadele ederim hatta mottom olsun unutmayın ben de hatırlayım bunu.Visa Vise Visite üç ayrı anlam gibi görünüyor ama aynı kapıya çıkıyor.Benim vize teleşım başladı,allah herkese sabır versin. Ars longa vita brevis(sanat uzun hayat kısa) ben burda vita yı visa olarak okuyabilirim.
Happening müthiş bir film.Kurguyu sevenler için tabi.Sadece izle ve öğren ya da ya öğren ya terket gibi.O yalan bu yalan al sana M.N Shyamalan dedim ..Herşey belirliyici katmanlaşmış, belirli tek bir hikayesi varmış gibi görülüyor ama herşey göründüğü gibi basit değil, ama esasında basit bunuda son karede öğreniyoruz.Shyamalan bence bir dahi,bir eco poem. Sadece gösteriyor. Dedim adam bu sefer nasıl belirecek ama nafile sadece telefondan sesini duydum.Şiirselliğini seviyorum,metnin boşluklarınıda çok iyi kullanıyor,kendini çim makinesinin altına atan adamın bir çimden farkı yok,ya da aşkın rengini biz insanlardan çok bitkiler daha iyi bilebilir vs vs...
Seni düşündürtüyor kaşındırtıyor.

Yol çalışmaları devam ediyor,belediye bizim mahallede her evinin önünü düzeltmeye kalktı iyi oldu ama her yer toz içinde.Bizim köpecik sütçünün eşeğine her gün selam duruşunda bulunuyor,ve her ezanda herkesi ayaga dikiyor.

Akşam bilinmeyen bir saldırı gerçekleşti tam gece yarısı bugün 17 kişi ölü 114 yaralı var.sibel ve ben kanımız donarak izledik.Ertesi gün baykal konuşma yaptı sessizlik yürüşünde siyasi ayrım olmadan buluşalım çagrısı yaptı,tüm bunlar olmadan önce insanlar neden birleşmez? Bu ülkede sürekli acılar ya da rantlar mı bizi birleştirecek?İnsan hayatı bu kadar ucuz mu ,evet hatta bedava bedava yaşıyoruz bedava... Ben herşeyden çok o balkonda şarapnel parçasıyla bir hiç uğruna ölen yavrucuğa üzüldüm.
Herşey ekranda kayboluyor baksana senaryo bile Kingdom filminden çıkmışcasına haleyle çevrelenmiş...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto





By James Engelhardt







Ecopoetry is connection.

It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections.

Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understand it? One way is to l…