Ana içeriğe atla

ADOBE'YİM,ADOBE


Kişisel notlar ve parçalı anlatımla tabaktaki lokma

Bu çembere ben kendimden başlayarak herkesi dahil ederek söylüyorum.

Saldırgan hazda ve tarzda varolan toplumsal duzenin içinde yasamaya çalışsan biçareler olarak biz; nesnel sorularımızla,akıl almaz değişen çelişkilerimizle doğal olarak eleştirel ve mesafeli bir yaklaşım gösteremiyoruz.Ben Türkiye’de yaşayan ekonomik göçmenlerden biriyim,bunu hem de bağırarak yüksek sesle söylüyorum..Bizi bir arada tutan gırtlağın ekonomik ve siyasi dengesizlikler veya kayıtsız ve şartsız modernleşme ‘sözde’ ittifakının varolanı açıklayan bir yanını göremiyorum,sadece ironik jestler taşıyor.

Barışçıl ve uzlaşılmış bir ittifakın sonucu oluşan düşünceler zaten eleştireldir,eleştirel olmayan aktif önyargıların üzerinden siyasetin kitlesi veya kütlesi olan bizler zaten kendimizi içi boş, tarihsel gelişmelerden yoksun kendimizi aç karınlarımız/gözlerimizin üzerinden bir gerçeklik siyaseti kurmaya çalışırken buluyoruz..
Seni gücendiren gözün zaten,onu zaten göremezsin,bırak çıkarmayı..


Şu sıralarda guzel ve yalnız ülkemde:) exi26 metalica konseri hariç bir Ergenekon davası sürmekte.2500 sayfalık iddianamesiyle bu büyük külli yapı(t) das kapitalle yarışıyor.Benim küçük ve zavallı yaşamım “büyük resmi” görenler açısından ne kadar acı olduğunu duyar gibiyim. Biliyorum ama gine soracagım.Nedir bu hırs kardesım?herkesin hayatını sözde kendi hayatını hiçe sayarak sözde bilmem ne için yapılan bu şey ne?Uzantıları sonsuz bir makro aga dönüşen bir spagetti içinde sos olmuşuz..

Derın devlet malzeme ofısınden neler çıkıyor neler çıkıyor.Emekli üst düzey komutanlar, işadamları binimum gazeteciler. Bir an bakmışsın kitapcıdan terry macmillian’ın karmakarışık kitabını buluvermişsin.Iste ne alakaysa.

Gayri resmi güç ve rıza uygulamalarının; hegemonya üretimine,anıtlar sokak isimleri,okullar olarak olarak yeterince tanıklık ediyoruz,ama kardeşim bu sivil toplumun olabilirliği?? Ortak dünya kurma?? veya ortak bir dünyadaymış gibi algılamaya yönelik kolektif yasam pratiğini neden ve niye sosyal sermaye olarak düşünmüyorsun?

Düşünce ve örgütlenme özgürlüğü,acık ve kamusal tartışma imkanı bunlar olmadan ya da gerçekleşmeden sanatçının ya da aydın kişinin bu ortak tartışma alanından hakkına düşen yaratıcılığı alması paylaşması mümkün olabilir mi?Biraz aksak da olsa cümlelerime şunu da eklemek isterim.Başa çıkılmaya çalışan mesele demokrasinin bütünleyici bir kategori olduğu gerçeğinin üzerinin çizilmesidir.


Disiplin,yer zaman ayrımlarına sapmadan(bırak,dil,din cografya vs.) evrensel olan somut yasam şartları içindeki insan olarak bizim hiçbirimiz; yerine göre iyi, yerine gore kötü anlamlarla yüklenen öteki olma sevdalısı olmadıgımız aşikar.

Türkiyenin imajını ve Türkiye hakkında kesinkes (çünkü neredeyse kelimesine çok uzağım) önyargıların olduğunu biliyoruz.Ayrıca dallanan budaklanan bazen dar alanda bazen sınırları aşan dengesiz iç çelişkilerimizin de güven vermediği de ortada.

Ortak mücadele verilmesi gereken alanlarda örn.demokratık temsiliyet,ücret politikaları,iş hukuku, vergilendirme sistemi,sosyal haklar v.s konusunda temsiliyet sorunundan/sunum sistemine gecis surecinde kaybettigimiz zamana kaydettigimiz “özde/sözde”milliyetci sigligi da eklersek cuk oluyor.

Ice donuk,durgun kararsiz bir taktik siyasetinin pragmatizmini bu seyin(devlet) kendini yeniden uretemedigi iliskiler kurarak basa cikabiliriz.Bu dusunce naçizane benim duydugum umut ve bir zemine oturtma cabam olarak okunsun lutfen,toplumun gizil sesi ise gundelik hayatin dusunce dunyasina neler neler fisildiyor ,bizleri ve bilgimizi olusturan gucleri insan birden kavrayamaz ne de olsa.............................................................................

Yorumlar

radikalolmakgerek dedi ki…
kesinkes katılıyorum. radikal olmak gerek.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)



YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…