Ana içeriğe atla

DERİN DEVLET MALZEME OFİSİ

kulak verelim bakalim, yillar oncesinden yukselen seslere:

“ulke 71’den sonra 12 eylul’e kadar planli programli sekilde terorun icine sokuldu. sonunda gelinen noktada, artik sokaga cikamayan, can guvenligi olmayan, bes dakika sonrasindan emin olamayan turk halki darbeyi, askerleri yalvar yakar ister hale getirildi. bu cinayetlerde kim kullanildi. abdullah catli gibi, oral celik gibi, mehmet ali agca gibi, haluk kirci gibi daha bir yigin isim sayabiliriz. bunun icinde polisler de var. bunun icinde rutbeli insanlar da var ne yazik ki.”
(gazeteci erol mutercimler)

(bkz: ordu goreve)

“kontrgerilla orgutleri, gerektiginde teror ve siyasi cinayetlerle teroru arac olarak kullanarak fasist askeri darbeler icin ortam hazirlar ve bu suretle azgelismis ulke duzenlerinin emperyalist cikarlara uyarli sekle donusturulmesini saglar.”
(ataturkcu yarbay talat turhan, 12 martin iskence magduru)

(bkz: cunta)

“29 mayis 1977’de cigli havaalani’nda acik bir suikast girisimine hedef olduk. esim ve ben, havaalani icine getirilen parti otobusune binerken kalabaligin icinde simdi rahmetli olan mehmet isvan bize yardimci oluyordu, otobusun kapisindan kalabaligin icinden esimle beni otobuse cekmeye calisirken bir silah patladi ve arkadasimiz yaralandi. hastaneye geldigimizde mehmet’in durumunun kotu oldugunu ogrendik, cunku o zamana kadar varligi bilinmeyen ici zehirli maddelerle, kimyasal maddelerle dolu bir kucuk fuzeden isabet aldigini ogrendim. ve bazi emniyet gorevlileri bu fuzeyi doktorlardan almak istemisler israrla, fakat doktorlar vermemisler. sonradan tabii o silahin izini surmeye calistim, fakat asilmaz engellerle karsilastik. ve o silahi kullandigi bilinen polis de serbest birakildi. evvela bize boyle bir silahin turkiye’de bulunmadigi soylendi. biz aksini ispat edince de 'var ama cok olaganustu durumlarda ozel izinle kullanilir' dendi.”
( bulent ecevit, 1977 yilinda canina kastedilmis)

(bkz: ozel harp dairesi)
“siddet olaylari, anarsik eylemler olarak nitelendirilebilecek kadar basit degildir. amac, demokrasi umudunu yok etmek; onun yerine fasist duzeni gundeme getirmek ve butun unsurlariyla yururluge koymaktir. boylece abd ve cokuluslu ortakliklar, ortadogu sorununu buyuk olcude cozmek umudunu gutmektedirler. bize gore bu sonuca ulasmada cia, kontrgerilla gibi gizli orgutlerin yonlendirmesi vardir. bu orgutler, devlet aygitini genis olcude kendi amaclarina uygun sekle donusturerek demokrasi dusmani akimlari iktidar yapmayi ongormuslerdir.
.....
butun bu calismalar icinde askeri ve sivil guvenlik gucleri vardir. kontrgerilla, genelkurmay harp dairesi’ne baglidir. sivil guvenlik gucleri icinde de mit elemanlari ve 1. sube gorevlileri kullanilmaktadir. butun bu calismalar mhp ve onun kadrolarinca yonetilmektedir. bu genel cercevede cinayetleri, siddet ve teror eylemlerini daha iyi anlamak olasidir. konuya bu kapsamda yaklasilmadikca teror eylemlerini kaynaginda kurutmak olanak disi oldugu gibi demokrasiyi tek secenek olmaktan cikartarak butun kurumlariyla fasizmi koklestirmek de gundeme gelecektir.
durum butun acikligiyla ve aciligiyla saygiyla sunulur.”
(ataturkcu ve cumhuriyetci savci dogan oz, kontrgerilla’ya isik tutan ilk isimlerden biri, 24 mart 1978’de katledilmis, cinayet sanigi ibrahim ciftci askeri mahkemede yargilanmis ve butun taniklarin ve kanitlarin aleyhine olmasi nedeniyle hakkinda verilen idam kararina ragmen, milli savunma bakanligi’nda dosyasi bulundugu gerekcesiyle askeri yargitay tarafindan idam karari tam dort kez bozulmus ve serbest birakilmis)

(bkz: turkiye sizinle gurur duyuyor)

“bir gun masanin altinda bomba patliyor (turk ziraat muhendisleri birligi, 1979). alti kisi oluyor, yaralaniyor. oradaki arkadaslar hemen nasil oldu, ne oldu derken bir erle bir tegmeni supheli gorup yakaliyorlar. onlarin bir sey koydugunu gormusler. fakat bilahare bir kurmay albay gelmis merkez komutanligindan, yani sikiyonetimden geliyor. 'onlari bize teslim edeceksiniz' diyor. edersiniz etmezsiniz, baskiyla alip goturmusler. tabii o durumda cok sikintili hale dustuk. hemen basbakan’dan randevu aldim, basbakan’a olayi anlattim. sayin demirel dinledi. 'fevkalade onemli bir konu bu. arastiracagim' dedi. not aldi. bu olay da neticelenmedi.”
(donemin mhp lideri alparslan turkes)

(bkz: her turk asker dogar)

“...bu kosede, okurlarimi biktirircasina ulku ocaklarina cinayet silahlari veren jandarma yuzbasilarini yazdim, durdum, kimse kulak asmadi. bu silahlarin kayit sayilarini bile verdim, hicbir asker ve sivil yonetici bana misin demedi. ankara devlet mimarlik ve muhendislik akademisi ogrencilerinin uzerine amerikan yapisi ve ordu mali bombanin atildigini yazdim, bu bombanin. marka ve sayisini bildirdim, kimse tinmadi.

ne oluyor, ne oluyor? kim yonetiyor bu devleti?

hey duyuyor musunuz beni? yetkililer heeeey. heey, duyuyor musunuz?..”
(ataturkcu ve cumhuriyetci gazeteci ugur mumcu, -birileri turk halkini kurt halkina, kurt halkini da turk halkina dusman edici kanli bir tuzak kuruyor. yakinda yayinlanacak bir yayinimda kurt milliyetcileri ile istihbarat ajanlari arasindaki iliskilere isik tutacak ilginc belgeler aciklayacagim- diye yazdiktan tam 16 gun sonra, 24 ocak 1993’te katledildi)

(bkz: susma sustukca sira sana gelecek)

tehlikeli donemeclere yaklasiyoruz. ve eski dostlarimiza kulak verdikce goruyoruz ki; alevlerin yeniden uc vermesine yonelik bugun karsilastigimiz tum bu cabalar.
aylardir plaza pompalariyla ‘cildirtilan’ kardesler, aman dikkat! kimin yaninda oldugunuzu, neyin yaninda oldugunuzu, ne yapmakta oldugunuzu lutfen dikkatli tartin. ugur mumcu’nun, dogan oz’un sesleri kulaginizda cinlasin...

“teror bir insanlik sucudur. ister devlet tarafindan yapilsin, ister pkk, ister dev-sol, ulkucu gruplar ya da islami teror gruplari tarafindan... terorun bir tanesinden yana olmak, hosgoruyle bakmak ya da bu olaylari suskunlukla gecistirmek insanlik sucudur.”
(ugur mumcu)
...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)



YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…