Ana içeriğe atla

DENIZ BEZMIS VS DENIZ GEZMIS EVULATION OR REVULUATION?



Hayat banada vurdu yine,yeni, yeniden.Dusunce tembeli oldum ciktim.Kafa karisikligimi yoksa goruntulerin sürekli yan yana gelislerimi?Bilmiyorum uzun zamandir kendimi ifade etmek icin birseyler not almak yada yazmak nasip olmadi.Belkide anlattigim seyler eksik kaldigi icin.Gordugum herseyi anatamam ama belki gosterebilirim açisiyla yada açilariyla.Hayat anlamsiz bir nokta ve dogru aci arasindaki iliski degilmi?Bir derece, derece tabi ama ne derece?Kendimiz ve dunyamiz arasindaki mesafe hissi surekli degisir,açıyı okumak ya da yakalamak daha da zorlasir.Ortadaki goruntulerin varligi ortadaki kelimelerin yokluguyla anlasilabilir.goruntuler goruntuler,goruntuler vs..

1 mayis ta yasananlar nedir?Ya da her mayista ne olur?Oluyor?Olmasi gereken ne?Hersey bir gun icin de degisirmi?Degisme guvercin adimlariyla ilerlemez mi hem?
Birincisi bu nasil bir toplum(there is no society)anlamiyorum.Sen anliyormusun?Kendine bakiyormusun?Şiddet ve icice patlamalarla fantezine dekor oluyorsun sadece.Devlet sendikalari,sendikalar hukumeti’ polis kimligi x olan sivili kuyruğunu yutan yılan. tamamda Bu ne!!1
Sağcıysan sağcısın solcuysan solcunun oma ortadaysan tamamen lavuksun

1 mayisi bastan basa tamamen psikolojik bir alanda politik bir olay olarak gormek cokmu zor?

İcsel celiskileriyle beslenen bir sistemde dogru bir eylem icin kafa yormak zor ama birisinin hayatiyla oynamak kolay .Otobuste arka koltuktan gelen ses gibi.Bu adamlara bomba atacaksin,yurtdisina kacacaksin.sorunu göremiyorsan,ÖLDÜR KURTUL .BU NE YAAA!!!2

Guc=sanki mutlak yikim potansiyeli diye bir esitlik varmis gibi yok olmamali,guc=hicten birseyler yaratma kapasitesi ile ilgili bir sey neyse

Ortak sinerji yaratalim yanyana olalim,vuralim kiralim yada dovelim kurtulalim cinsi seyler.
Mesela o tuglayi atan kisi o tuglayi kime atiyor?Sermaye sahibinemi?Sermayenin politik gerceginemi?Yoksa tedavisinin sonuc vermedigini soyleyen doktorunami?
Peki Polis Cerrahi işlemiyle, biberli menemeni insanlara harmanlarken ne elde ediyor ?
Ben kuresel sermayeyle suc ortakligimin nerede baslayip bittigini bile bilmiyorum.ya sen?
Yasalara kimse zaten inanmıyor,ancak ve illaki işimize geldiği kadarıyla ilgileniyoruz, (je sais bien-quand meme)

Yıllar önce Ntv de bir belgesel izlemiştim,bir devrimcinin 1980 lerdeki hikayelerini anlatan bir dönem belgeseli.Devrimci Nejat denilen bir adamla ilgili. Bu adam ordunun bir mensubu olup aynı zamanda bir devrim için(de) çalışan bir solcu.Kendi yaşadığı bir olay bizim durumumuzu çok iyi betimler.Askeriye sol örgütün bir binası nı basmıştır çeşitli dökümanlar ve çeşitli sol kitabın yanı sıra duvardaki resim ilgisini çeker bir askerin.Asker bu kim der ağzı burnu kan içinde olan örgüt üyesine.Sol vatandaşımız portrenin karl marx a ait olduğunu söyleyemez tabi.Kısaca dedem der.Asker bakar bakar fotoğrafa böyle nur yüzlü dedenin böyle komunist evladı mı olur der ve perde kapanır.
Bu hikayede Zizekin(Elizabet-Darcy)örneğindeki birbirini kendini yanlış tanıma yoluyla kendimizi keşfettiğimiz bir durum yok.Olay basit.Biz hiç bir şey bilmiyoruz.Bizim yaptığımız şey sadece bağırmak ve küfretmek.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)



YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…