Ana içeriğe atla

-1

2003 yılından beri etkinliklerini sürdüren K2 Sanat Merkezi, 2004 yılının ikinci yarısından itibaren, bünyesindeki aktif sanatçı atölyelerinin de desteği ile İzmir’de ki tek bağımsız sanatçı girişimi haline gelmişti. Bu tarihten itibaren sanat merkezinin eylemleri ve etkinliklerinde önemli rol üstlenen bu grup, bulundukları mekandaki ortaklıktan beslenerek kendisini K2 Sanatçı İnisiyatifi olarak tanımlamaya başladı. 2005-2008 yılları arasında gerçekleşen etkinlikler, Proje direktörleri Borga Kantürk (Sergi sorumlusu) ve Elmas Deniz’in(Kurumsal İletişim ve Residens) yürüttüğü esnek bir program dahilinde, sanatçı inisiyatifini oluşturan sanatçıların kollektif çalışmaları ile gerçekleşti.

Sözü geçen dönem içerisinde K2 sanatçı inisiyatifinin öngördüğü; açık bir platform ve buluşma noktası oluşturmaktı. K2: İzmir için, dışardan küratörlerin, sanatçıların, gelip lokal sanatçılar, öğrencilerle buluştuğu önemli bir durak oldu. Sanat izleyicisine güncel ve yenilikçi modeller sunmaya çalıştı. Aynı zamanda da pedagojik açıdan buradaki sanatçı adayı potansiyellerini de besledi. Sanat çevresiyle bağlantı kurulması adına doğru bir adres oldu. K2, İzmir’den genele doğru yayılarak, özellikle 2000’li yıllarda üretimlerine başlamış ve Türkiye güncel sanatında kaydı henüz tutulmamış genç sanatçıların dokumanlarını kendi bünyesindeki arşivde toparlanmasına çalıştı. Bu kapsamda oluşan iletişim ağını da lokal izleyici ve sanatçıların kullanımına sundu.

İnisiyatif olarak bizlerin aktif olarak görev aldığı süreçte K2 sanat merkezi; kariyerinin ortalarında olan genç sanatçı ve küratörleri ağırlamış ve uluslarası güncel sanat kurumlarının etkin temsilcilerini sunumlar, konferanslar için davet etmiştir. Bununla beraber kendi kuşağından lokal ve uluslararası sanatçıların, kollektiflerin bağımsız projelerine yer vermiştir.

K2 kurumsal yapısı içerisinde 4 yıllık organizasyonu üstlenen bu grup 2008 yılından itibaren görevinden çekilecek ve etkinliklerini bağımsız olarak sürdürecektir.

Bizi, bu kararı almaya iten sebeplerden biri K2 sanat merkezinin şu an geldiği konumunda inisiyatif işleyişi ile uyumunun kesintiye uğramasıdır. Bu kesinti içerideki inisiyatifin bağımsız hareket edemeyecek şekilde kilitlemesine ve kurumsal yapının da büyük adımlar atmaya çalışırken, misyonunu hedeflerini şasırmasına yol açmıştır. Radikal bir adım atılmadan, bu tıkanıklık aşılamayacaktır. K2 sanat merkezi, inisiyatifte yer alan sanatçıların özverileri, proje yönetmenlerinin uluslararası güncel sanat ağına ulaşmadaki kişisel becerileri ile gelişen olumlu ilişkilerin sonucunda tanınan ve önemsenen bir yapı olarak kabul görmüştür. Bunu yaparken de davet ettiğimiz kişilerin iyi niyet ve desteğiyle kar amacı gütmeden hareket etmiştir. Gelinmiş olan noktada K2 bir sanat merkezi olarak büyüyüp, etkinlik çerçevesini genişletirken bunu desteklemesi gereken alt yapı ve lokal desteğe maalesef kavuşamamıştır. İnisiyatifin özverisi bu noktada yetersiz kalmaktadır. K2 lokalden çıkan sanatçıları uluslararası ortama taşımayı onlara bir ağ kazandırmayı hedefleyen bir yapıyken, bünyesindeki sanatçıların kendi üretimlerine ve inisiyatife ayırdıkları zaman ve efordan feragat etmelerini bekleyen bir yapıya dönüştü. Bu tıkanıklık da, inisiyatifin nefes alma alanı kısıtlayarak, alternatif pozisyonunu kaybetmesine yol açtı. K2’yi ise kendi kendine kurumsallaşmış (self established) olan organik yapısından uzaklaştırdı.

Bizler, inisiyatif olarak, kent için gerekli olan bu alternatif yapıyı koruma adına, söz konusu kurumsal yapıdan ayrılmayı uygun gördük. Bizim için stratejik olarak bölgesel ve kurumsal işleyen bir sanat merkezinin yanı sıra buna alternatif bir işleyiş modelinin de olması önemlidir. Gelinen noktada eksikliğini hissettiğimiz de budur. Bu eksiklikten hareketle, bizler artık etkinliklerimizi yeni bir oluşumda sürdürmeyi kararlaştırdık. 2004’den bu yana süre gelmiş organik inisiyatif yapısını devam ettirerek daha aktif ve bağımsız hareket alanı kazanmış şekilde çalışmalarımızı sürdürmeyi hedefliyoruz.

Bu kapsamda aşağıda adı geçen sanatçılar etkinliklerini alternatif bir yapıyla devam ettirecektir. Bugüne kadar bizleri destekleyen kişiler, yerel ve uluslarası tüm kurumlara teşekkür ederiz.



Tufan Baltalar/Mehmet Dere/Elmas Deniz/Borga Kantürk/Nur Muşkara/Yaprak Oğuz
Esra Okyay/Başak Özkutlu/Nejat Satı/Gökçe Süvari/Merve Şendil



2008

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto





By James Engelhardt







Ecopoetry is connection.

It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections.

Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understand it? One way is to l…