Ana içeriğe atla

LA TUSRI YA EBI NAHRU FINTIZARLIK


Dun ismi lazim olmayan bir kanalda pek saglikli olmayan bir sekilde (bozuk perspektif )diyebilecegimiz kinizm pompalaniyordu.Kanal kutuplastirici bir sacmalik uretiyordu arka arkaya Akmerkezde bir kisinin namaz kilmasi ondan sonra acik giyindigi soylenen kizlara kezzapli saldiri ve olmazsa olmaz top 10 siyaset evreni ve son ve bas travmatik cekirdegimiz turban tartismasi,ve arada patlayan ibrahim sadrinin kumarhane baskini.Politik aracilar ve biz arasinda ki denge bizi analist ve hasta konumuna indirdi.Sanki kimsenin taslasmis milliyetci humanizmden haberi yokmus gibi,neyle ozdesleslecegini bilemeyen sefillere benzettim kendimi bir an.Bir tarafta maymunlar cehennemi obur tarafta essek cenneti beni sec , beni sec...histeriklerin kendi paylarina duseni aldiklari saldirgan bir dunyada ahmet cakarla sansa bak.hadi onuda gecelim tesadufe bakin ki bu yaziyi yazarken basbakanla guncel sorunlarin tartşildigi yine herkesin bildigi laiklik,avrupa muzakereleri,sivil anayasa,kibris sorunu vs vs bir programa denk geldim atv de ve malum kanalin(basta bahsettigim) haber yetkiliside orada sorulari gayet guzel guzel nesnel ol evladim diyen basbakanin karsisinda cok guzel birazda ses kısık bir bicimde sordu.Bende programi gayet bir bicimde izlemeye koyuldum,Hasan Cemal merkezinde sorular gayet iyi soruldu.Basbakan; Sarkozy ve Merkel arasinda yasadigi dialoglari gayet iyi bir bicimde ozel detaylara inerek acikladi,cari acik uzerine akillica degindi kacmadi kaypakligi secmedi(ya da belagattanmı?) herkesi herseyden suphe eden bir hale getiren turban meselesine degindi,laikligin teminati biziz dedi,Istanbul da belediye surecimize bakin dedi vs vs.

Ve iceri babam girdi, koca gobegiyle televizyonun onundeki yerini aldi,tabi ki benim travmam da basladi,benim babam hatalari ve sevaplariyla benden gecer not alamamis bir kisidir, dedem ise bambaskaydi o bir atlantisliydi.Dedem ve babam bu celiskiyi hep yasadim. Hayatini partisi icin yemeklerde gecirmis kimi li partili arkadasinin evinde surda burda vaktini harcamis biri bana gore.Kimseye haber vermeden keyfine gore takilir,annemde zavalli surekli arada kalir, ya tansiyonu cikar ya basi agrir,babam kendi biliyorumlarindan asla vazgecmez,bir plak gibi yasadiklarini anlatir, evi nadir kullanir ona sorsaniz ev ya yemek yemek ya da uyumak icindir , ilkokuldayken portakal keseyim derken elimi kestigim icin bana hala beceriksiz lafini koyar durur,ve bundan haz alir nedense.

Babam 50 sefer soyledimleriyle meshurdur,o herseyi bildigi icin surekli kazik yer,herseyinde bireysel ve yalnizdır.Ben ödüyorum Ben yapiyorum u o kadar kullanirki bende ona karsi bunu kullanmaya basladim ne yazikki,saçma

Bende ona karsi olmak icin ona benzeyen bir tipe donustum.Bugunlerde sikintim biraz da ondan-yana ,bana biri ona benzedigimi soyleyince daha da bir sinirleniyorum, iste malum capitone noktasi

Ve işte babam kanalın birinde kaldi,ah tam onluk bir konu ergenek-on.malum saniklardan birini gorunce peder Yuru be pasa!! dedi seni kim tutar ,Hic bir sey yapamazlar sana pasa!! dedigi an,onun herhangi biri oldugunu dusundum,onu ozel kilan neydi?O mevcut kinizmin neferi yada zaferiydi ,bir nesil boyle dusunuyor ne yazıkki yasakci zihniyetle işi yok ,herhangi bir sol dusunceyle,acimasizca islenen cinayetlerlede,sivil hak ve ozgurluklerle.sadece putculuk once oldurur sonra kurban eder.Hersey tek cumleyle aciklanamaz anlamak dinlemek ve biraz beklemek gerekir anliyormusun...

Senin bozuk perpektifin ,kendinde duyamadigin kucaklayamadigin yalnizligin yuzunden bende sana dair butun keskelerimi hayatimdan cikarttim baba,senden bir sey beklemyorum kendini gormeni de,beni anlamani da.


not:(Başlık bır kamyon arka yazısı sanırım mısıra ait not almışım anlamıda şu babacığım hızlı gitme evde seni bekliyoruz)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto





By James Engelhardt







Ecopoetry is connection.

It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections.

Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understand it? One way is to l…