Ana içeriğe atla

Öz yurdunda garipsin; öz vatanında parya

26.02.2008 11.55
...Operasyonlar irakin toprak butunlugune yonelik degildir,tam tersi irakin toprak butunlugunu saglamaya yoneliktir diyor.ozellikle uluslar arasi calismalarda bu mesaji vermeye calisiyor tabi irakin toprak butunlugunu irakta yasayan insanlarin birlikteligi bizim icinde cok onemli,halklarin kardesligide bizim icin cok onemli.Biz her ulkede halklarin kardesce yasamasini istiyoruz,ve bunu saglamaya yonelik ciddi politikalarin gelistirilmesi konusundada israrliyiz,ancak sayin basbakan kendi ulkesindeki insanlarin yurttaslarin butunlugunu dusunuyormu?Bu operasyon gercekten duygulari zedeleyen,birlikteligi,birlikte yasamayi zorlastiran bir karar olarak gormuyormu?Yani kendi ulkemizin insanlarinin duygularini hesaba katmayacaksiniz,O kirilmalari gormeyeceksiniz,o gelisen karsilikli soven milliyetci duygulari hesablamayacaksiniz ve uluslar arasi alanlara mesaj vereceksiniz.Oysa yasadigimiz ulke bizim icin cok onemli!Yasadigimiz ulkenin insanlarida bizim icin cok onemli,onlarin birlikteligi bizim icin cok onemli,onlarin duygularida cok onemli.Eger siz bunu kendi ulkenizde yapmazsaniz,bunu gundemine almazsaniz,bunu dusunmezseniz uluslar arasi hukuka ilgili verdiginiz mesajlar kimse sizi ciddiye almaz.Bir baskasinin toprak butunluguyle iliskili soylediginiz sozleri kimse ciddiye almaz,siz bu sureci kendi ulkenizde dusunecek bir durumda degilsiniz.Ve boyle bir mantikta,boyle bir anlayisda degilsiniz.tabi savas gelistikce eh bu ortamdan yararlanalim mantiginin da one ciktigini goruyoruz.hemen savas kararindan sonra turbanin cankayada tarafindan o karmasik doneminde hemen cumhur baskani tarafindan onaylandigini goruyoruz.Bu bir firsat yine turkiye’de bir tekelin satisi var,emekciyi,iscileri magdur eden bir abd sirketine peskes cektirilen bir tekelin durumu,gozden irak tutulmaya calisiliyor ama su soru aklimiza geliyor Abd’nin operasyonlara tam destek verdigi surecte tekelin bu sirketlere satilmasinda bir pazarlik payi vardir bunu insanlarimiz tartisiyor yarin daha cok ciddi bir sekilde tartisacak.biri oburmuydu?Bunu tartisacak.Simdi sosyal guvenlik reformu gundeme geliyor,ozellestirecek bir sey kalmadi,yap islet devret modeli hakim kaldi.Kopruler, barajlar, santraller yavas yavas ihaleye cikarilacak,ve satisa cikarilacak sermaye tarafindan isletilcek ve turkiyenin gucu,ekonomisi artik sermayedarlara teslim edilecek,boyle bir sureci yasiyoruz.
Degerli arkadaslarim acikca ifade etmek istiyorumki bu akan kanin sorumlusu akp hukumetidir.akp ikiyuzlu bir politikayla halki aldatmistir,akp islami anlayisa bile ters dusen insani yasamini onemseyen islamiyete bile ters dusmustur.O anlayisa o mantiga bile ters dusmustur.Tabi bu gun durumu olan bir cok siyasi partide akpnin bu savas kararina destek vermistir.Tarih savasta israr edenleri kanla beslenenleri,akan kan uzerinden siyaset yapanlari cezalandiracaktir,buna inaniyorum.

Biz savasa karsiyiz,savasin karsinda da olacagiz.demokratik tepkilerimizi en doruk noktaya tasiyacagiz.bu bir insanlik gorevidir,bu bir sorumluluktur.biz savasin karsisinda her alanda duracagiz,karsi cikacagiz,tepkimizi ortaya koyacagiz,savas istemiyoruz kan istemiyoruz.bunun icin meydanlara dokulecegiz.bizim mesajimiz yasa ve yasat olacak,bunun otesinde hicbir anlayisa destek vermeyecegiz.Insanlarin yasamasi icin caba gosterecegiz.insanlarin dusunceleri cok farkli bile olsa yasatmak icin mucadele verecegiz,butun felsefemiz budur.Benim gibi dusunmuyor hatta benim begendigim yada begenmedigim bir tavrin icinde de olabilir ama onlari yasatmak benim gorevim olmali,sizin goreviniz olmali,insanligin gorevi olmali,evet bilgi birikimimizi bunun uzerine yogunlastirmamiz gerekiyor.
Degerli arkadaslarim;butun demokratik ve bariscil yollari kullanarak ulkemizin cekilmek istendigi savas cemberini kiralim,militarizme,milliyetcilige,sovenizme izin vermeyelim,yeni bir yuzyilin daha baslarinda oldugumuzu unutmadan,genclerimize yeni bir baris umudunu,kulturunu armagan edelim.Butun statukocu ve kirli emeller icinde olanlara karsi ortak sav gelistirelim.Onumuzdeki aylari,ulkemizin tarihini,democrat tarihine cevirelim,demokrasi baharina cevirelim bu duygularla hepinizi saygiyla sevgiyle selamliyorum.
DTP Grup Başkanı Ahmet Türk

Yorumlar

Adsız dedi ki…
yüreği güzel olan tüm insanlar adına teşekkürler.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto





By James Engelhardt







Ecopoetry is connection.

It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections.

Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understand it? One way is to l…