Ana içeriğe atla
06.11.2007

Yaprak dökümü .
V.Ç.beyle görüşme.
Şaka gibi ama gerçek Kendisi İzmir ...........Daire başkanlığının ups kısmına bakan kişi.Bana demokrat ve bu konularla ilgilenebilecek düzeyde duyarlı olduğu söylenildiği için ben 12.30 gibi kurumun ilgili odasına gidiyorum ve şahsı solitaire oynarken buluyorum.Çok çok yoğunlar.Yeni yıkanmış ve rahat verici şampuanın etkisi kaybolmamıştı çünkü ben saçlarını sürekli eliyle yatırmasını sadece böyle açıklayabiliyorum.Her neyse uzlaşma güncel sanat,daha adil ilşkiler üretme meyillisi k2 ortamından mekan ve anlayış sıkıntılarımızdan bienal deneyimizden (tabi sıkmayacak ölçüde) bahsettim.Kurumsal olarak anlayışımızı bunun şu an neden çalışmadığını,gizli ya da haklı nedenlere başvurarak değilde kişinin duygudaşca yaklaşabileceği bir alandan kavrayabileceği ya da nasıl çözebileceği üzerine bir dialog yaşadık.ben olayları sıkıntıları anlatıyordum o da dinliyordu.Tabi ya da o kadar.yerel yönetimlerle uzak olmanın ya da yeterince ilişkili olmanın faydasını o anda görebiliyorsunuz.Bienali duydunuzmu? Biz davetliydik mesela ya da port sergisi? ya da vs vs

Ne evet Ne hayır.Bana belediye demeyin,tamamen kof ve boş.Babamın bir sözü vardır.Belediyede çalışanın işi çalışmayanın maası artar diye offf dedirten.Her neyse bu adamların dünyadaki fonksiyonları üzerine kafa yormak bir yana kendimi bu insanların dışında bir yana nasıl atarım atabilirim kıvamına geldim.K2 için (dokumenta ve office)hibe alan iyimser olmak gerekirse müdür beyin şu cümlesiyle açıklanabilir ben zamanı gelince masa bile bulamıyorum.Banane banaane kardeşim.Neyi arıyorsan osun sen.Yani anlayış duygusallık ve ortak bir payda.dialog halini korumak veya oluşturmak yada çaba harcamak.Amacın yoksa hayallerin yoksa sen nesin solitaire insanı.Başka dünyalar mümkün diye bağırıyor herkes.Onu bırak tarih zaman ve mekandan kopuk nerdee yaşıyorsun.Bana ya da kimseye zararın yok ama yetmez , yaşa ama koskoca kentin kültürel konum ihtivasını sen oluşturmak kurmak için bir proje üretmek yada bir amaç çizmek zorundasın.Tüm devrimler gündelik hayatın keşiflerinde.Geçen yıl Eshot’un yetkili insanlarından biriyle görüşmüştüm oda aynı,konuşmanın bir yerinde (alternatif mekanları göstermek açısından)viadüklerle ilgili birkonu geçmişti yani biz oraları yaratıcı bir şekilde dönüştürebiliriz dediğimde ooo evet çok iyi olur demişti.Ne düşünmüştü aklına ne geldi bilmiyorum.Ne arandım ne de bu konuda bana herhangi bir talep geldi.Halbuki numaram var,işi ben yapacağım para istemiyorum malzemeyi ver sadece.Danış,tanı keşfet.Yurdumun solitaire insanları birleşin,kişisel dikleşmenizin keyfinden ziyade başkasının saygısını kazanın,sanatta böyle bir şey zaten,Peynirin içindeki kurtçuk olsan ne olur? yağla kaplı dünya sana da kaymıyormu?Mu mu?Mesela bu kadar gerilim ve saçmalığı birebir hissettiren gerçeklikte kendimi şehrin meydanlarında afrikalı gibi hissediyorum,ve lcd plazmalarda tanrılar çıldırmış olmalıyı izliyorum,galiba buna zenci olmak deniyor. Kaplumbağanın üzerinden file tırmanmak kendini bu gibi kurumlara kendini anlatmaktan daha kolay,içinde çalıştığın ve öldüğün bir mezar bu yapılar kafa patlatsan solitaire insanı bunun için seni daha çok seveceğim..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto





By James Engelhardt







Ecopoetry is connection.

It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections.

Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understand it? One way is to l…