Ana içeriğe atla

GUURÇEŞŞME HAKKINDA


Come sweet come
Gürçeşme de ki her olay kaçınılmaz bir biçimde indirgenemez bir şey şeklinde görünür,Her bir olay bir beden oluşturur,cisimleşir.Genel olarak Türkiye’nin herhangi bir yerinden farklı sonu gelmez bir düzensizliğe doğru akan bazen mantıksal dizgeye kapalı kendi içinde haklı bir varoluşa sahiptir.Sadece bir yön olarak gerçeğin tam anlamından nasibini al(a)masada kentin dokusunun dışında kalan basit,yakın güven verici olamayan bütün anlamların dışında görünürlülüğü kaybolmaya müsait herkese açıktır.Bütün verdiğimiz sıfatları yitirir.Ruh yazıya yazı sese ses de sokakta yankısı bulan aynaya dönüşür.(ölüm,cinsellik,beden,din,yazı)Duvarlar yada evler kısa bir parlamayla görünmeyen dünyayı açığa vurun bir ışığa dönüşebilir.Beklenmedik devinimin bir parçası olarak salınım halinde dolaşırsınız,gece gibi ağır ve yoğundur,bu görmeye alışık olamadığınız bir içli dışlılık üretir,gece yaşar ve böylece uzar.Elektrik lambalarının lokal sarı ışığı ve giyinmeye alışık olmayan insanların yüzleri, başıboş köpeklerin sesleri ve yoğun trafikle kesin,ve kesilen devingen bölünmüşlük hem sanatı hem gerçeği sergiler.Kendiliğindenlik.Kendiliğindenliğin tanımı budur.Durumlar, duygular, uzlaşmazlıklar olarak sesli ,hızlı ve zarif dışarının el altından bastırmış olduğu tüm kuşatılmışlığa rağmen (kırılıp) yansıyan bir fark olarak kendini ele vermesidir.İçtenlik yada ruh olarak kopya etmez belirtir. Okunmaya sunulmuş dünyada içinde gerçekleştiği boşluğu anımsatmak istercesine bir yolculuk sunar.Bu kendini armağan eden bir canlı ve doğal bir kaçamaktır.Bu şimdi de yaşayan çingenelerin zamanı ve mekanıdır,kavranılacak merkez yoktur,serbestlik ,iç içe girmişlik,sarsılmaların evlerin ve yüzlerin arasında “şeylerin” tersine dönüşünün sayısız ışıltılarıyla dolu dünyanın geçiş yönü..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)