Ana içeriğe atla

VİCDANIN YEŞİL DAİRESİ

…Ve çayır çiçekleri gibi rastgele topraktan çıkmış gibidirler.bu çıplak hayatın belirsiz aynılığı hiçbir cisimsel disipline maruz kalmamıştır.Fakat hareket halindeki bu bedenlerin keyfi dağılımı bazı yerlerde yoğun,başka yerlerde seyrek olsa da,hiçbir yer aşırı kalabalık ya da tenha değildir.Her biri kendi eğiliminde de olsa hepsini bir arada tutan bir bağ var.Cennet kırlarında kardeşçe bir samimiyetle birbirlerine bağlanmış sakinlerin sevecenliğidir bu..
Henry Miller Big Sur Syf: 20
Yeşil,
O yeşil yeryüzü bir anlamda ilahi ışığı yansıtan bir aynadır. Tekinsiz,keskin bilinmeyenin derinliklerinden gelen bir ışık.Yeryüzünün ve ufkun belirsizliği bizi yalnızlığın örttüğü yeşil gülümsemeyle karşılar.Bir düş görürüz yada düşün içindeyizdir.Zihnimizi yerleşik anlamlandırma çabasından sıyırıp yeryüzünde uzanırız?Bu nedir?Kusursuz biçimde içimizde düş kuran bahçemi? Yoksa kaybolduğumuz gerçeğimi?İnce,kararsız, yarı belirsiz ufuk yeryüzü cennetinin hissedilmez ağırlığı altında hafifçe bizi büker,ama gözlerimiz bu dayanılmaz isteğe gülümsememizle boyun eğer.İçimizde kalan sessizlik bize kesik kesik cevap verir.
Rahatına bak ve dünyanın dönüşünü seyret.

Vereni oluşturan ruh esnekliği Tanrının üstün korumasıdır der Miller
Sonsuz teşekkürler Başak,varlığın ve özünde hayata duyduğun sevgi,ruhun bizi mahcup ediyor
O sesi işiten herkesin kızarmadan kalması mümkün değil
Şimdi dünkü halimi daha iyi anlıyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)



YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…