Ana içeriğe atla

mehmet-borga_gazete_bilboard için

Borga Kantürk: dur bak, durustluk onemli - durust bir dunya umudu. esra-nin isinde ki: “dunya yalan soyluyor” senin isindeki varoşdan gelen vurgu “alem got olmus.”tum bunlar icin batsin bu dunya

Mehmet Dere: Dünyanın dokuduğu metni gösteren bir ayna

B.K.: durust ve umut onemli

M.D.: ayna- umut?

B.K: gazetelerde olmayan birsey. Mesela...“no comment” bu tipde bir kavramsallik.“Yorumsuz umut”gibi.

M.D: yani?

B.K.: sadece kendisi- olma durumu

B.K.: ama o noktada umut ile ilişkisini kurmak.

M.D.: “untitled” ismini ondan söyledim

B.K.::yok - takildigim kelime “yorumsuz”. direk ve kendisi uzerine spekulasyon yaptirmadan, oraya buraya cekilmesine izin vermeden, cat cat...yuze vuran.

M.D.: hımmmm

B.K.: kendi halinde.

M.D.:“your text here”? evet olabilir fakat bu da siyasi oldu yahu“your text here” nasıl? “umut boşluğu”

B.K.: “hava boslugu”

M.D.: bizim koyamadığımız yeri onlar doldursun.

B.K.: ufuk nasil? Gokyuzu?

M.D: your --- here, umut güzel şey...?for you...?

B.K.:empati gazetesi...

M.D.: yok artik ohanessburgerJ... “senin için...?”nasil?

B.K.: ozgurluk ve ask sarkilari gibi bi his olmali bu gazete formatli sergide. ama isim ne olur? tekinsiz-sansursuz-icten-olma umudu ile ilgili keisnlikle ama ?

M.D.: ad değilde slogan ?tekinsizkille ilgili acayip bir durum lazım.

B.K.: isim tamlamasi gibi, basina dair bir sey.vasif yapmis:”resmi-gorus” tam onluk, ciddi...

M.D.: çok idddialı

B.K.: bizimkisi ise okanalin biraz da hatta tam tezati bir kendindelik, yorum disilik

M.D.: hope is back. tarifsiz? umut yok?no hope?

B.K.: bi bak hatirla, umudu-hatirla gibi bir sey benim vurgum. degisebileceigni hatirla, kokler (Oscar Wilde, V for Vendetta) es gecme. Mesela "altyazisiz" – yani isin kendisi –

M.D.: hımm. dur düşünmek lazım. arada kaldım şimdi.

B.K.:vurguyu anliyosun.dert - temsil sorunu, karsilik bulamama sorunu. ve „dunya yalan soyluyor“ daki gibi biz farkindayiz. Ama yorum uretmeksizin o orada var oluyor. Yorum icin degil sadece.

M.D.: evet isim „durumu“ ve „gazeteyi“ de sarması lazım

B.K.: degistirme umudumuz var.konu bu.

M.D.: üzgünüm ama doğru: slogan no:1.

B.K.: ama durum su. daha berrak kafamda su an. "yorumsuz" - yor-um-suz. benim umutla iligili ilk cikisim. oscar wilde dan gelen birsey.

M.D.: hımmm...bu bir olabilirlik.

B.K.: sanatin sosyal proje veya bir metnin bir ideolojinin esiri olmadan! Kendi halinde varolma hali, yorulmadan, sınırlandırılmadan varolabilecegi umudu. Iste bu gazetemsi-sergi de o durumun bir sesiolabilir. O dizginin o surecin ilk isareti. “yorumsuz” 4 adet yuzey, gazete gibi billboardlarda... soylemi -bak ve gor-

M.D.: yorumsuz volume1. hımmm olabilir abi

B.K.: hem keskin. hem yazilardan arindiriyor.islere baktiriyor. aci ama gercek veya umut dolu...lafi kes bak, gibi bir sey, oyle geveleme,gazeteler napiyor?her birinde benzer bir foto fakat ayni duruma 100 farkli comment.Bizimkisi ise bunlardan arindirilmis bir empati olusturmak. bu tam bir no comment. yazisizliga vurgu

M.D.: bu olur. Ve çokda güzel.

B.K.: yazi bile ta kendisini vurguluyor sekilde bir art work bir sorumluluk temsil tasiyacak. yazi girdiginde taraflilasiyor aidiyet herkeze bulasiyor bu noktada samimi ve durustluk yok oluyor. yorum durustlugu - samimiyeti kendindeligi aliyor, veya hapsediyor. Durum baskalarinin acisini isaret etmek gibi bir seye donuyor.

M.D.: evet üstünde olduğun şey ayağının altından kayıyor. bende dün emily dickinsonun bir şiirine rastladım ismi şu ‘aword is dead when it is said’

B.K.: asiri yorum, olayin dogalligi ve yasanmisligi yerine ideolojiyi hemde taraf tutarak isine geldigi gibi insa ediyor. biz ise sanat eserinin ve sanatcinin basli basina “kendi durumunu” cok araci kullanmadan gostermek.kendisinin ve yaptigi seyin yarattigi durumun,kendi ideolojisi kendi varligi uzerine tekinsizce dalmak istiyoruz. yamultmadan

M.D.: hımmm dediğim gibi olur. “yorumsuz” altı çizgili olur
alta çizgi gazetede referansla yıldızlanır. ve şey yazar “umut güzel şey”

B.K.: alt cizgi dip not olur gazetenin kunyesi gibi. bu bir sergidir - iste katilimcilari sunlardir ve hope is a good thing serilerinin birinci ayagi olarak uretilmistir vs....diye

M.D.: aynen...

B.K.: tutkulari ozgur birak, yorum disi kalsin...

M.D.: gerçek müstehcendir ve yorumdışı kalır. bunu özgürce söyleyebilen ve dürüst şeyler...

B.K.: gibi...vurgu sadece „umuda“ degil. Yani onu tarif etmeye temsilini isaret etmeye calismiyoruz.

M.D.: inancı ve yaşamı birleştiren tek bir paralelde aradığımız

B.K.: umut ettigine dair bir seri...butunu umut uzerine yani 3lemelerde serilerde oldugu gibi. neyi umut ediyorsun?u aramak bir yorumsuzluk isiginda

M.D.: umut - mutlu - umutlu - umutluluk

B.K.: bir yonden bir taraftan onyargili olarak okunmamayi umut etmek. bunun ima’sını bu gazete yapacak

M.D.: bu yorumsuzla ilgili font yada örnek de getireyim.restart

B.K.: yorum yapma,yorumsuz adi ustunde.direk kendisi cat! daktilo karakteri veya roman en basit haliyle kucuk harfle oldugu gibi. hani word’de actigin bos sayfa ve ham olarak yazmaya basladigin ilk ornek gibi, ilk satirdaki gibi...
mehmet says: dur sana birkaç örnek bulacagım ben. flaş haber gibi.

B.K.: peki bakalim...getir

25 Kasım 2006, cumartesi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)