Ana içeriğe atla

Come Sweet Come


Başla
Bir şeyler oluşturmak istiyorum, bunlar sağlam ve tutarlı olmalı,kafamda gidip gelen düşünceler var,tabi zaman çok kısa hemen işe koyulmak zorundasın.bu kaçınılmaz.
Bazen yaptığım şeyleri beğenmiyorum, amma da saçmalamışım diyorum.Sonra da tam tersi (tutarsızlık paçamdan akıyor)Yok yok harika bir iş bu harika…

Her şeyi anlatma derdim var,ama kime.Bu soruyu da soruyorum,ama altındaki düşünceden paylaşmak geçiyor.Kendi küçük dünyamın penceresinden baktığımda nasıl görünüyor her şey?konuşmak,küfretmek,tartışmak için..vs (Bay Dere bunları kendi içinizde kendinize göre cevaplayın lütfen)
Devam edelim
Şimdi elimde ne var?Bir mekan. Bu beni alıyor sana beni ulaştırıyor
Soyut anlamda düşüncem, somut anlamda babamın eskiden tekel bayi olan şu an kullanılmayan baba yadigarı mekanı.
Buradan Friedman ve Pelin tan dan yardım alabilirdim ama almıyorum.Doğrudan söylemek gerekirse ilişkisel anlamda görünmeyen şeyleri görünebilir kılma umudunu taşıyor bu mekan.Bu Borga’nın umuduyla paralel gidiyor ve kendiliğinden oluşuyor
Umut güzel şeyy yaahuu kardeşim!!
Dikkat et! Amman ha vatandaşın konforu ya da dekoru olma adam gibi kullan mekanı!
Bu mekanın bir adı var mı? yok aklıma hiçbir şey gelmedi .Ben ona şimdi açık şey diyeyim.açık şey tam olarak İzmir'in Gürrrçeşme semtinde bulunuyor.(gürrçeşme kelimesiyle metro goldyn myers aslanı arasındaki ilişki)Burası gelir bakımından düşük çukur mahalle diyebileceğiniz naçizane benim içimde vuku bulduğum bir roman mahallesi.İlişkiler ve kullanım açısından tam bir caddenin üzerinde bulunuyor ,çok işliyor ama hiçbir gelişme yok.Yani herkes oradan geçiyor kullanıyor ama kimse görmüyor.(Man otobüsleri dedemden kalma zamanlardan ama arkasında istekler önerileriniz yazısı hala mevcut.)
İzmirde nerde?E Gürçeşmede
Gürçeşme nerde?Bilen yok
Bu mekanı işaretleme gereğini hissettirdi bana. İçerden dışarıya doğru değil dışarıdan içeriye doğru,(sabahları günaydın demeliyim akşamları ise iyi uykular demeliyim)
Hem kendimi anlatmak hem de seni dinlemeliyim,R.rorty nin icat eden kişisi “şair” gibi şiirlerimi kurmalıyım.Bu zihni kurana hakkını vermeliyim.
Rasyonelleştirme Şiirselleştir formülü
Noli ine fac verire (gitme gelmelerini sağla)
Come sweet Come(ya da gel tatlı gel)
Yani gelmelisin görmelisin,paylaşacak çok fazla şeyimiz,konuşulacak o kadar çok şeyimiz var zaten bundan kaçmana imkan yok
Unutma şarabı sen getireceksin

(Ansiklopedik bilgi için Burada ve Şimdi)

http://come-sweet-come.blogspot.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)