Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Maquıse Project yeni bir sergiye ev sahipliği yapıyor. ' Üç Oda, Bir yabancı'   adlı sergi, Mezula Dragonetti , Mehmet Dere ve Nur Muşkara ’nın işlerini misafir ediyor. Bu sergi  sanatçılar açısından  kişisel ruhsal hafızaları ile  sanatsal üretim plastikleri arasında kurdukları inanç ve hissettikleri zaman arasındaki çelişkilere odaklanmaktadır.  Sanatçılar kendi dünyalarına ait anıları nesneleştirerek  belgelemekle kalmayıp  izleyici açısından görünenin ötesindeki  sıradan olanın  arasında saklı  bulunan kişisel problemleri ortaya koymaktadırlar. Sergi nin başlığındaki yabancı kavramı sergideki yer alan sanatçılara ve işlere üstü kapalı bir gönderme taşır. Yabancı olmak, insan olmak; kendi kendine yabancı olmaktır. Tam anlamıyla başka biriymişçesine  durmaksızın kendi kendinle tanışmaktadır. Yabancı der Edmond jabes, seni yabancıya dönüştürerek, kendin olmanı sağlayan kişidir. Maquis Projects is hosting ' Üç Oda, Bir ...

Güncel sanat kesiği Ayşegül Sönmez / 01.02.2014

Contemporary Istanbul’da, 49A inisiyatif standına ait solosuyla Sanatatak En İyi Stand Ödülünü kazanan Mehmet Dere, şu sıralar Zorlu Center'da, Art On Galerisi’ndeki kağıt kesikleriyle yerini alıyor. Dere'yle kâğıttan güncel sanata, İstanbul'dan İzmir'e doğru bir konuşma yaptık...

Papercut / Mehmet Dere 21 Ocak, 2014 - 1 Mart, 2014 Zorlu Center PSM

PAPERCUT AGAIN

21 Ocak, 2014 - 1 Mart, 2014 Mehmet Dere işlerinde kendi ifadesiyle "görünmez hikayeleri" toplamayı sever. Dere için bir bütün genellikle küçük parçalardan oluşan bir zamanda yolculuktur. Dere gerçeklikle olan hesaplaşmasında ve gerçekliği üretme noktasında bu yönüyle işlerini sürekli besler. Toplumsal adaletsizlik, direnme ve hayatta kalma politikaları; Sanatçıya ait dışarıdan bir gözlemin eseri olarak değil, yakın mesafeden yaşam pratiğinin tam içerisinden bir bakışın eseri olarak işlerin atmosferini oluşturur. Bütün bu olan bitene karşı geliştirilen refleksif dirençten kaynaklanan bu yapı kimi zaman trajikomik kimi zaman da sabır ve acı ilişkisi üzerine odaklanılarak kesintisizce, ibadet eder gibi tekrar tekrar işlenir ve izleyiciye sunulur. Papercut Mehmet Dere'nin Papercut isimli yerleştirmesi 65 adet desen çalışmasından oluşuyor. Sanatçının bu çalışması spesifik olarak bir konunun üzerine odaklanmaktansa bir sürecin ortaya koyulması üzerind...

My Insights on the Istanbul Art Scene

FEATURED BY CONTEMPORARY ISTANBUL My Insights on the Istanbul Art Scene MERVE UNSAL Commercial galleries have sprouted up in Istanbul in the last few years, usually with spaces, agendas, and staff on an institutional scale. A quick provisional count of Istanbul-based art publications reminds me that four are published by galleries, while one is supported by the larger structure of Contemporary Istanbul . Interesting, to say the least, is this desire to fill the different roles, usually reserved for a multiplicity of actors, by the gallery system. In this  rapidly changing ecosystem  where budgets are not modest by any means, the small-scale not-for-profits or initiatives play an even more important role, providing the content that would otherwise be amiss. And recently, art fairs have also picked up on this and included these organizations in their roster. The most successful rendition so far was at  Art International , where thirteen of these ...
Don’t sign your name between worlds, surmount the manifold of meanings, trust the tearstain, learn to live. -Paul Celan,  Glottal Stop: 101 Poems by Paul Celan

Âh, mîn-el piyasa ve’l siyasa!

Alkan'dan Türköne'ye Serzeniş: “Tuğrul İnançer Bizim Terbiyemiz Diyor Size Ne Oluyor!” İftara yakın televizyonda dini sohbet seyretme mûtadım yoktur, lâkin tesadüf; ortalığı kırıp geçiren o meşhur repliği tesadüfen canlı canlı seyrettim. Dikkatimi çekmedi, daha doğrusu bazı arkadaşların tasvir ettiği üzere tüylerim diken diken filan olmadı. “Doğru söylüyor adam yahu” diye düşünmüş olmalıyım ki, muhtemelen yeniden Yeşilçam filmi gösteren kanala döndüm. Yani bende bir alârm veya şiddetli rahatsızlık, bir hakarete uğramışlık durumu hâsıl olmadı; “Bunun adı realizm değildir, bunun adı terbiyesizliktir” cümlesine katılıyordum, çünkü –şimdi şaşıracaksınız- konuşmacının ne söylediğini anlamıştım! Evvela zaruri bir tavzih: Tuğrul İnançer ile tanışıklığım, hısımlığım, samimiyetim, hatta merhaba demişliğim yoktur. Gıyâben bilirim, o kadar. Anlamayan veya anlamamakta ısrar edenlere (ki bunlara bir yazar komşum ile bir partinin kadın kolları başkanı hanımefendi de dâhil) te...