Ana içeriğe atla

INDIVISIBLE


İsmail Simsek on Abstract Forms (Eng-Tr)


The forms of Ismail Simsek produced last period focuses person referring the human being both beyond from the source and to source and his space and the experience of time. Ismail uses the structure of the form as a psychological phenomenon in his works. The forms of Ismail indicating the presence of the statue continue their existence as interlocked and like a cocoon composed of nodes cannot be separated from each other. The knitting or binding action can be read as a kind of acts of self-destruction trying to lose their permits until the last node. It refers to the chaos for those who know the way for the losers of the universe. Each node exists in a single body as apart from each other and a whole. The nodes representing the multiplicity of the world and the presence of a holistic form as unity in nature builds re-”bond” on one language itself and “I” would not. The rope used as material/medium is a metaphor as the idea of a kind of bond for Simsek. Bond and form thoughts represents spiritual immanent metaphysically by meaning of the semantic. The faith is a node thrown into the human and after all it likes to be searched not to be available.


İsmail Şimşek’in son dönem ürettiği formlar insanı hem kaynağından öteye hemde kaynağına yönlendiren insan varlığına ve onun mekan ve zaman deneyimine odaklanmaktadır.İsmail çalışmalarında formun yapısını psikolojik bir fenomen olarak kullanmaktadır. Şimşek’in heykel olarak varlığını gösteren formları birbirine geçmiş ve birbirinden ayrılamayan düğümlerden oluşan bir koza gibi kendini varetmektedir. Örme ya da bağlama eylemi kendi izini kaybetmeye çalışan son düğüme kadar süren bir çeşit kendini yoketme eylemi gibi okunabilmektedir. Yolu bilenler için evreni, kaybedenler için kaosu ifade eder. Her düğüm birbirinden ayrı ve bütün olarak tek bir vücutta varolur. Çokluğun dünyasını temsil eden düğümler ve birliğin doğası olarak formun bütünsel varlığı kendini tek bir dil üzerinde yeniden ‘bağ’ kurar ve ben yok olur. Şimşek için kullandığı materyal/medium olarak halat bir çeşit bağ düşüncesi olarak metafordur. Bağ ve form düşüncesi semantik anlamı itibariyle metafiziksel olarak ruhani içkinliği temsil etmektedir. İnanç insanın içine atılmış bir düğümdür ve ne de olsa bulunmaktan değil aranmaktan hoşlanır.



Mehmet Dere’s on Abstract Forms (Eng-Tr)

‘Abstract’ works of Mehmet Dere produced in the last period are products of a long period. The works of Dere are fed from its internal grammar include interiority which are dated will find difficult by a third person. This new grammar study of Dere along with arising out of the form to be read as a mystical experience, we can assess all of these studies as a mystery and even occult phenomena in itself.


Occurrence of these works correspond to a period I tried to eliminate my thoughts every kind of barrier properties in my inner world... (*)

The abstract paintings of Dere arise from the demand of escape from the outside world and existing in a more inland location, and living. Spirals and forms comprising continuous intermeshing wave emerges a consecutive reciprocating movement trying to fill the gap and sometimes becomes a node that can never comprehended where it came from or where it goes. Behaviour of Dere in this study refers a consciousness wishing to return to action rather than a form. These forms bring into existence itself as a spiral way of thinking (both inside and above) in the existent wishing to return to action rather than a form.

At the same time Dere in his works holds the record of a 'shadow’ assets who ignored the meaning of Jungian or turned-enemy if incorrect understanding, not go on consciousness. The action of Dere by leaving alone the consciousness, by opening himself to colour and to the free movement improvisation, inability to control balancer - limiting power of consciousness in this colour world realizes a journey that takes you right to the unexplored imagination at every turn.  The meaning of the forms revealed in contact with the world of physical that surrounds by spiritual world extends a heart, from planetary orbit, the folds of the brain, uterus, cocoon or the shell forms etc. as implicitly (visual).

Paintings of Dere offer a way to get experience in a spiral path expanding and shirring in the gap or in the maze to the audience. In this sense labyrinth is a better example by definition when this spiral structure implicitly examined closely.

…because occurring form as opening and closing spiral in my paintings had become a lost labyrinth… (*)

The essence of the labyrinth lays caused movement, not in the external appearance. Dere experiments the structure of the spiral form occurring in forms (s) as opening and expansion. In his paintings make reference to a centre by the contraction and closing movement to all the creation of a central or about the disappearance and in his works subjects as a problem the emphasis a self (self) the correct approach as act. Everything is moving toward the centre.

…frequently occurring forms I have observed in my work reminiscent of a hole swallows itself, a node or an organic creature located in the centre of the painting has always attracted my attention. (*)

(*): Invisible Stories, Quote, 2015. M.D. (Invisible Stories is a diary - book project of Mehmet Dere Continuing from 2013.)






Mehmet Dere’nin son dönemde ürettiği ‘soyut’ çalışmaları uzun bir dönemin ürünü.Dere’nin kendi iç gramerinden beslendiği çalışmalar ü.üncü bir kişinin tariflemekte zorlanacağı bir içsellik içermektedir.Dere’nin bu yeni gramer çalışmaları form olarak ortaya çıkışları mistik bir deneyim olarak okunabilmesiyle beraber bu çalışmaların hepsini kendi içinde bir muamma ve hatta kült fenomenler olarak değerlendirebilmekteyiz. Dere aynı zamanda çalışmalarında Jung’cu anlamda görmezlikten gelinen ya da yanlış anlaşılırsa bir düşmana dönüşen, bilince çıkmayan bir ‘gölge’ varlığın kaydını tumaktadır. 


Dere’nin eylemi bilincini yalnız bırakıp kendini rengin ve hareketini özgür doğaçlamasına açmakla, bilincinin bu renk dünyasında dengeleyici - sınırlayıcı gücünü kontrol edemeyişi her defasında keşfedilmemiş hayalgücüne doğru götüren bir yolculuk olarak gerçekleştirmektedir. Ruhani dünyanın kuşattığı fiziki dünyanın temas halinde ortaya çıkan formların anlamı üstü örtülü (görsel) olarak bir kalbe, gezegensel yörüngelerden, beyin kıvrımlarına, rahim, koza yada kabuk formlarına vs. kadar uzanmaktadır. 


Dere’nin resimleri izleyiciye boşlukta genişleyen ve büzülen bir sarmal patika ya da labirent içinde yol alma deneyimi sunar. Labirent bu anlamda tanımı gereği gizil olarak bu sarmal yapıdaki form yakından incelendiğinde daha iyi bir örnektir.

... Bu işlerin meydana gelişi iç dünyamda, düşüncelerimin her türlü engelleyici özelliğini ortadan kaldırmaya çalıştığım bir döneme tekabül etmekte... (*)



Dere’nin soyut resimleri dış dünyadan kaçma ve daha içeride bir yerlerde varolma, yaşama talebinden kaynaklanmaktadır. Sarmallar ve sürekli birbirine geçen dalgalardan oluşan formlar, boşluğu doldurmaya çalışan üstüste bir gidip gelme hareketinde ortaya çıkmakta ve bazen ise nereden geldiği ve nereye gittiği asla kavranamayan bir düğüme dönüşmektedir. Dere’nin bu çalışmalarındaki tavrı, formdan çok harekete dönüşmek isteyen bir bilince gönderme yapmaktadır. Bu formlar helezonik bir düşünme biçimi (hem içinde hem üzerinde) olarak formdan çok harekete dönüşmek isteyen bir varoluşta kendini varetmektedir. 


... Çünkü resimlerimde önce açılan ve sonra kapanan bir sarmal olarak ortaya çıkan form kayıp bir labirente dönüşmekteydi... (*)

Labirentin özü dış görünüşünde değil, neden olduğu harekette yatmaktadır. Dere ortaya çıkan formlar(ın)da sarmal formun yapısını açılma ve genişleme olarak deneyimler. Resimlerinde büzülme ve kapanma hareketiyle hep bir merkezin yaratılması ya da kaybolması ile ilgili bir merkeze gönderme yapmakta ve vurgusunu hareket olarak bir öze (self) doğru yaklaşmasını işlerinde problem olarak konu etmektedir. Her şey merkeze doğru yönelir.

... İşlerimde gözlemlediğim sık sık ortaya çıkan formlar kendini yutan bir delik, bir düğüm, yada organik bir canlı andıran resmin merkezinde yer alan formlar dikkatimi hep çekmiştir. (*)


(*) : Görünmez Hikayeler, Alıntı, 2015. M.D. (G.rünmez Hikayeler, Mehmet Dere’nin 2013 yılından itibaren devam eden bir günce - defter projesidir.)



* All texts written about Indivisible exhibition by Mehmet Dere

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)