Ana içeriğe atla

…Ufukta hayal gibi belirmiş bütün değişimler


 About the exhibition:


 …with all the changes that loomed far behind the horizon

“The future used to be just a continuation of the present, with all the changes looming far behind the horizon.”  (A.Tarkovsky, Stalker)
An attempt to compile what we have experienced, our past and present, emotions and knowledge in the horizon; during the obscure process through which the irreversible point we reached has gradually isolated and singularized us; without letting them lose their meaning and vanish. To make an exhibition in order to question our concerns regarding the period we go through within the contemporary art scene, our meaningless readings; and the lack of direction created by the dark, unidentified centre of attraction that comprises all of these.  To design this exhibition as a production process that will focus on the retrospective witnessing of the excluded non-institutional practices and individual artist stances that lose their ground for research and production, in the contemporary art scene of Turkey and their efforts regarding the present.
MARS İstanbul will host a process of events; which will present encounters concerning the self existence of the participants and art world that nourish with their experiences and witnesses, for twenty days. The place will be transformed into a space of laboratory where meetings and presentations are held, an office where individual records and archives will be shared and an area that the artists will present their productions that constitute their point of departure; throughout a period of 3 weeks. The reason why this open program was preferred is to establish an expanding space for discussion and to attempt to reinstate the dialogue that diminished within the contemporary art scene, especially among producers.
The primary question that is proposed is; whether it is possible to create a private area where artists can persist in processes of discussion, interpretation and production, referring to the art scene, without the determinacy of mainstream institutions, and where they can be involved in with themselves and with their own initiatives.
Besides the art works to be exhibited, a radio formation, podcast broadcasts, presentations-performances and a short term artist residency program will be held within this period. By this means, it is aimed to create alternative models by emphasizing the fact that the notion of exhibition is not an organization regarding result-oriented displays of completed work and research. The event will specifically focus on questioning the persistence of the process of exhibiting and production, and the different strategies of surplus production, starting from the beginning (date of opening) till the end (date of closing). This stratified structure targets to create a tidal area; a complex and parallel persistence between the completed works in space (the past) and the works to be realized during that process (present).
MARS İstanbul, is an independent art space residing in the district of Tophane. It is founded by Pınar Öğrenci, who is an architect and an artist, in 2010. It is a non-profit space that is established with the idea to create a ‘Space for Art’ and the aim to unite artists, curators, critics and the audience. 
Address: Firuz Ağa Mah, Bostanbaşı Cad. No. 10 Taksim, Istanbul, Working Hours:  Tuesday- Saturday: 11:00– 18:00 - http://marsistanbul.net




Sergi Hakkında


…ufukta hayal gibi belirmiş bütün değişimler
 “Eskiden gelecek sadece bu anın bir devamıydı.Ufuk çizgisinde görünen bütün değişimleriyle.” (A.Tarkovsy, Stalker isimli filminden.)
Ulaştığımız geri dönüşsüz noktanın, bizi giderek yalnızlaştırıp, tekilleştirdiği bir ufuk aralığında, bu belirsiz sürecin akışı esnasında yaşadıklarımızı, geçmiş ve geleceğimizi,  duygu ve bilgilerimizi anlamını yitirip kaybolmadan derlemeye çalışmak.  Güncel sanat ortamı içinde yaşadığımız döneme ilişkin kaygılarımız, anlamını yitiren okumalarımız;  bütün bunların oluşturduğu tanımlanamayan karanlık çekim merkezinin yarattığı yönsüzlük halini sorgulamak adına bir sergi yapmak. Bu sergiyi, Türkiye güncel sanat ortamında, devre dışı bırakılan, araştırma ve üretim zeminini kaybeden kurum dışı pratiklerin, bireysel sanatçı duruşlarının geçmişe dair tanıklık ve bu güne ait çabaları üzerine odaklanacak bir üretim süreci olarak tasarlamak.
MARS İstanbul yirmi gün boyunca, katılımcıların deneyimlerinden, tanıklıklarından hareketle, kendi varoluşlarına ve sanat dünyasına ilişkin yüzleşmelerin yaşandığı bir etkinlik sürecine ev sahipliği yapacak. Mekan; üç haftalık program süresince,  toplantıların ve sunumların yapıldığı bir laboratuar alanına, bireysel kayıtların ve arşivlerin paylaşıldığı bir ofise ve sanatçıların hareket noktasını oluşturan üretimlerini gösterdikleri bir alana dönüştürülecek. Bu açık program modelinin tercih ediliş nedeni ise; genişleyen bir tartışma alanı yaratmak ve güncel sanat ortamında, özellikle üreticiler arasında eksilen diyaloğu yeniden sağlamaya çalışmaktır.
Gündeme getirilen temel soru;  sanatçıların, belirleyici ana akım kurumlar olmaksızın, sanat ortamına ilişkin, tartışma, anlamlandırma  ve üretim süreçlerinde devamlılık gösterebilecekleri,  birbirleriyle ve bireylerin kendi inisiyatifleriyle dahil olabilecekleri bir özel alan yaratılabilir mi?
Sergilenen sanat çalışmalarının yanı sıra bu süreç içerisinde, bir radyo oluşumu, podcast yayınları, sunum-performanslar ve kısa zamanlı bir sanatçı davet programı gerçekleştirilecek. Bu sayede  sergi olgusunun sadece tamamlanmış yapıtlar ve araştırmaların sonuç odaklı gösterimlerine ilişkin bir organizasyon olmadığı vurgusu yapılarak, alternatif modeller üretilmesi  hedefleniyor. Etkinlik özellikle sergileme ve üretim sürecinin devamlılığını sorgulayıp,  (açıldığı günkü) başlangıç noktasından, (kapanış tarihi ) bitiş noktasına kadar, artı değer üretimlerinin farklı stratejilerine odaklanacak. Bu katmanlı yapı, mekan içerisinde tamamlanmış olan üretimler (geçmiş) ile o süreç boyunca gerçekleşecek üretimleri (şimdi) arasında karmaşık ve paralel bir devamlılık, gel-git alanı yaratmayı amaçlıyor.
MARS İstanbul, Tophane semtinde yer alan bağımsız bir sanat alanıdır. Mimar ve sanatçı Pınar Öğrenci tarafından 2010 yılında kurulmuştur. ‘Sanat için mekan’ düşüncesi ile açılan, sanatçı, küratör, eleştirmenler ve sanat izleyicilerini buluşturmayı amaçlayan, kar amacı gütmeyen bir mekandır.
Adres: Mars İstanbul, Firuz Ağa Mah, Bostanbaşı Cad. No. 10 Taksim, Istanbul,  Çalışma saatleri:  Salı- Cumartesi: 11:00– 18:00 - http://marsistanbul.net

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)