Ana içeriğe atla

In Growing up Amid the Historical Mysteries of Proximity: Pros & Cons of Being Neighbours

Artists: Ana Hoffner, Apartment Project (participants of the Reciprocal Visit project: artists Endam Acar, Selda Asal, Volkan Aslan, Fatma Çiftçi, Zeren Göktan, Deniz Gül, Gözde Ilkin, Ceren Oykut, Gökçe Süvari, coordinator Serra Özhan Yüksel; and of the Re-Locate project: artists: Mehmet Dere, Ha za vu zu, Suat Öğüt, Zeyno Pekünlü, Ilgin Seymen Gökçe Süvari; backstage: Selda Asal), Assaf Gruber, Dragan Ilić, Ha za vu zu (Güneş Terkol, Güçlü Öztekin, Özgür Erkök), Petra Elena Köhle & Nicolas Vermot Petit-Outhenin, Lia Lapithi, Bernd Oppl, Riikka TauriainenCurators: Isin Onol & Dimitrina SevovaOpening and live event: 16 June 2012, 6 pm, at ITS-Z1, Ritopek, Belgrade

To speak of ‘meaning’ and of ‘truth’ in the middle of military agitation, geopolitical calculations, suffering, the grimaces of stupidity or else of lies is not ‘idealistic’: it is to get to the very nub of the thing. – Jean-Luc Nancy


The exhibition project and live events focus on the contradictory aspects of the notion of being neighbours, in relation to varying forms of deterritorialisations, reterritorialisations and the selective enforcement of borders, identificatory models offered by overlapping, competing and contested historical narratives, as well as political, social and cultural interaction between territory and desires in a time of globalisation, flexibilisation, precarity, mobility, migration, and occupation and how they combine to produce conditions of inclusion and mechanisms of exclusion.The existing, seemingly insurmountable incompatibilities in the formulation of borders, whether in the past or in the present time, find their ‘justification’ in the forming principles of the idea of territory and its borders growing out of the collective space, temporal fantasies and memory, manipulation of interests by political elites and economic formations confronted and delimited by their neighbouring formations. This leads us to relate these complex issues to a formal inquiry into the ways in which (self-)images of nation, race, gender, subjects are produced and naturalized, and the role of a hunger for belonging and for a smoothed and purified historical memory in this process, interacting on the one hand with space-time characteristics, and on the other with the discursive formation of knowledge-power relations – what Michel Foucault calls dispositive. Space is structured by giving it a meaning, by naming it and identifying it, through language and narrative and such rhetorical devices as metaphors, as well as verbal and visual constructions of a ‘homeland.’
The borders of a territory would seem to be socially constructed mindscapes and as such immaterial, but they are also the material embodiments of the economic and military elaboration of disciplining and control procedures, of a security regime. The enforcement of ‘b/order’ categories is a political act, and ideologically commands notions of value and truth, even as its immaterial forces translate at times into hard barriers and walls of rock and concrete. But as Anssi Paasi puts it nicely, the existence of borders implies the possibility of crossing them – even if sometimes at the price of taking a substantial risk. Under what conditions can contemporary art practices in their globalised hybridity contribute to creating new possibilities for transgression, overcoming the demarcation of image regimes constitutive of borders and subverting the naturalisations at play?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)