Ana içeriğe atla

Quid rides? De te fabula narratur




The exhibition Quid rides? De te fabula narratur references to the vague nature of concepts that comprise the multipartite, multilayered structures, such as Turkish history, memory and identity. This in-betweenness which is conceptually situated somewhere between crying and laughter, strives to construct an impartial fictitious language and a transparent context in this geography where everything is interconnected within everything.

Deriving from Turkey’s cultural history, the exhibition consists of a series of ironic and upfront constructions, focusing on a research of local and social memory. While the artist builds his work with the retrieved images of the cultural memory, he poetically includes his own subjectivity to all these captivities.

Issues of social injustice, resistance and politics of survival are raised not through the artist’s observation as an outsider, but from close range; a perspective precisely constructed by the practices of life. This stance, at times tragicomic, and at times built upon the relationship of patience and suffering, is tackled to be presented to the audience time and again, uninterrupted, and almost prayer like.

In this respect, Dere’s works recall a black box. A series of cultural and historical images retrieved by the artist are combined in the light of polyphonic references, to either be eventually monumentalized, or to evoke lost and found museums as a catalogued construct.

This holistic structure in which each object is conceptualized as a question mark, transforming into collective memory, constitutes the visual anthology of the artist.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)