Ana içeriğe atla

Fine artist and graphic designer Scott Listfield paints astronauts, and sometimes dinosaurs. Above and below are vivid oil paintings featuring his recurring, watchful but detached, lone space voyager from Stanley Kubrick’s 2001: A Space Odyssey. Scott’s narrative in this ongoing series is brilliant. His astronaut protagonist is seen observing and exploring our 21st century culture—emotionless and isolated, walking through an unfamiliar environ of corporate logos and urbanity.

Artist statement:

Stanley Kubrick’s 2001: A Space Odyssey was released in 1968, which was about 8 years before I was born, so I have no firsthand knowledge of how it was received. I do not know if people genuinely believed we’d be living in space in 2001. If we’d have robot butlers and flying cars, geodesic lunar homes with sustainable gardens, and genetically reconstituted dinosaurs helping or eating the human population. But from Lost in Space to the Jetsons to Jurassic Park, it seems that popular culture craved and fomented this space-age perception of the future. Generations raised on these programs, movies, comic books, and novels are now grown and living in a future filled with mini vans, Starbucks, iMacs, and Hip Hop videos. In many ways, the year 2001, like 1984 before it, failed to live up to expectations. In hindsight, these expectations appear almost comical. And yet the world today is strange and unusual in ways unimagined in 1957, when Sputnik was launched, or in 1968, when 2001 was released, or even in 1990 at the dawn of the world wide web. The present is in fact a very unusual place, and it’s strangest in the ubiquity of things we take for granted.

website

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)