Ana içeriğe atla

"HEIM"

KUTU v.6: Reading Room

“Heim”

Artist: Mehmet Dere

11.10.2008-22.11.2008



Mehmet Dere is a young artist, living in Izmir, Turkey. His practice is primarily focused on public interventions and gestures about cultural, political and social conditions of Turkey. He is living in a district of Izmir called Gurcesme, where can be briefly described as a ghetto, because the majority of the inhabitants consist of immigrants from the eastern Turkey and Romany inhabitants. Therefore his works has a lot to do about his neighborhood, on identity strategies, sub-culture of the ghetto and social-political conditions. He produces stencils and site-specific installations, which provoke ideas of both cultural and political notions. He plays with popular and sub-cultural imagery and juxtaposes street language with the popular or political slogans to point out the manipulative nature of the system.

His work in Kutu v. 6: Reading Room, “Heim”, will be focused on his project space 49A. 49A, which is also based in Gurcesme, is a project to develop a cultural exchange and meeting point in an invisible, socially isolated district of Izmir. 49A, which used be a liquor shop, run by the artist’s father, mainly focuses on direct relation to the public space of the neighborhood. The street, where 49A is located, is a vivid, busy main street with 24 hours of non-stop traffic.

In KUTU, you’ll be able to find a brief and detailed documentation of this project. Through his project, the artist, Mehmet Dere, aims to focus on notions such as social encounters in the urban frame, existing together, human relationships on a collective exchange basis. He uses his personal notes, documents, signs and pictures in order to document this whole process as a chronicle. Also a documentation video is a part of his installation in the KUTU.

During the exhibition” KUTU will be hosting Mehmet Dere and his project 49A, and juxtapose his ideas on a socially shared space with KUTU’s nomadic character by carrying him to the Atelierfrankfurt.














Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)



YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…