Ana içeriğe atla

HALAY TOPLUMUN AFYONUDUR.(MİS GİBİ)


.



.


Sibel le beraber bir arkadaşının düğününe gittik,oyayı zaten tanıyorum(mükemmel bir insan hatta insan evladı).Yaşadığı yerleri daha önce görmüştüm varoş,gecekondu muhiti,kimsenin görmediği kafada ötekilediği yerlerden ama burada insan sıcaklığı mevcut,gönlü bol insanlar.Kardeşleriyle tanışmamıştım bu sayede tanıştım,sohbet ettik herşeyden girdik çıktık askerlikten,siyasetten. sibelin arkadaş çevresi ayakkabıcılar sitesi camiası olduğu için bir sürü anlatılacak ve hikaye oluyor,bir servislerine bin neler neler var,zira hayaat buralarda daha paylaşımcı ve sürdürebilir katlanılabilir.Herkes zira kendi hikayesini başkasından dinlediği zaman kardeşliğini anımsamazmı,anımsamıyormu?Bombalar havalarda uçuşurken herkes kim vurdu da yasarken ben neden "o" olayım ben sen varken?ben diyorum ki this is my amazing motto "MADEM GELDİK DÜNYAYA YİYELİM ÇALAA BADEM"

Yani düzzz herşey düşüncede, halayına isyan bizim esrimeye ihtiyacımız yok mu?Sınırların yokolup omuzların birleşmesi için. söylemek istediği de,demek istediğini söyle. Otoban 60 filmindeki adam gibi.
Çok iyi halay çekemedim,bir kaç kişinin ayağınada bastım,oysa onlar beni çok güzel ağırladılar allah razı olsun ne diyebilirim daha...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto





By James Engelhardt







Ecopoetry is connection.

It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections.

Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understand it? One way is to l…