Ana içeriğe atla
Bazilari ya$ar, Bazilari ya$ayanlari izler, bazilarida izleyenleri dinler.Genel bir tarifi yok içimi-izdeki durumun.Hep birşeylerin içinde, travmasında, davasında olmaktan nereye gittiğimizi bile farkedemiyoruz ,farkedemedik.Gazetelerde bir zaman hatırladığım bir tabir: Doguya giden gemiden batıyı seyretmek tabiri vardı,bize yapıştırılan hatta bize yapışan.ne kadar saçmalık ve çelişki var bu cennet ve bu cehennemde.her gün ne kadar travma yaşıyoruz,sömürülüyoruz ya da ruhumuzu satıyoruz,bilen varmı? benimki acemi bir sitem belki,eğitim yetersiz,ekonomik tehdidin altı insanlar yaşama savaşı veriyorlar.Cepheleşme veya kutuplaşma bizim zihinsel tembelliğimiz ve fanatizm arasında salınan çan eğrimiz değilmi?Hergün gördüğüm o kadar çok şeyden sonra insan susmaya alışıyor,insanın canı sıkılıyor birşeyler için umut değişim inancı falan fiyasko..Hep yalnız hep yalnızsın hissettiğim şey ve gördüğüm şey gündem gibi sürekli değişiyor,bla,bla

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)



YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…