Ana içeriğe atla
Bizim toplumumuzda yegane fantezimiz kan asil damarlarımızda mevcuttur ya da akacak kan damarlarımızda durmaz.havada her zaman kokusu vardır,bu yüzden kan şekerimiz sürekli düşer.Kana inanç emdiğimiz şeyin gerçeğidir,bu senden çalınan ya da alınan bir şey diye düşünülmez(tabi ki simgesel olarak),senin karşılıksız verebilme kapasitene bakılır.Tek değer ekonomisinde herşey buna göre belirlenir,kanla öde,ötelere doğru uzan,ya da kendini kanıtla.İnsanın anlaşılması için ölmesi gerekiyor, bu o kadar maddileşmiştir ki yargıgücümüzü bile satın almış,vitrinlerde tanrılar kan görmek istiyor levhaları boy gösterir.Büyük insandı falan filan ...bla bla kişi ve biz; bize sorulmadan onunla özdeşleşmek zorunda kalırız kimin ya da ne gibi bir şeyin arzusunun gerçeği olduğumuzu bilmeden. ..
Beni yarın öldüreceklerse söyle çok bekletmesinler beni/hemen bitirsinler işlerini(la valentina)
Octavia Paz'dan alıntılamışım defterimde geçen gün buldum, bir kaç cümle yazmışım,tırnaklı ..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)



YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…