Ana içeriğe atla

Donuk,belirtilmiş,söylenilmiş anlamı varılmışcasına tüketilen ayrımı yineleyerek uzatan bu boşluk üzerinde durmak hiç kolay değil.Kesinliği ,sabrı,incelmişliği içermeyen bu zamanda olaylar anlamayı olanaksız kıldı.Artık belirsiz bir alanda seyahat ediyoruz.Dil-sizlik durumunda uyuşturulmayı,aldatılmayı hak ediyor yada muktediriz.İkinci bir düşüncenin yokluğunda içimizden geçen sonsuzluğun tadını çıkarıyoruz.Şaşırtılmaya,birden bireliğe ne kadar muhtaç olduğumuzu anlıyoruz.Yankı anlamı hiçliğin altına bir çizgi çeker yalnızca ,Roland Barthes ın dediği gibi Seçme anının beklentisinin keyifsizliği özellikle “susuş”,doğru anın inceden inceye ısmarlama ve ucuz bir hayal olduğunu gösteriyor.Bu oyun ;ağırbaşlılığında kurallara uyulmadığı için daha bir kışkırtıcıdır.Ara yerde yaşamsal gizi olmayan bu sessiz parçalar toplamından ibaret bir gemi bekliyoruz.Sessiz parçalar toplamından ibaret bilinmeyen bir dille bilinmeyen anlamlara ulaşmak için..

25.07.2007 Atılgan üzerine notlar

Yorumlar

ovul d dedi ki…
derecim ozledim seni naapiyosun

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)