Ana içeriğe atla

REALİST MANİFESTO

"Hayat üç ile dördün arasındadır ya üç buçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın"

Bir zamanlar bir tarihte her zamanki gibi yarım (tabi bu şahsıma özgüdür)bir sayfa elime geçti şöyle yazıyor daha doğrusu yazmışım bendeniz
Dünya bu metni dokuyor bende bu metni duymaktan başka bir şey yapmıyorum.Sonra epey bir süre sonra hatırlamadan yazdığım ikinci bir karalama daha çıktı.yanyana üç kelime
Metin dünya,ve dil.Ve devam eden cümlede tam ortada buluşuyor diye yazmışım,parantez içinde sosyal gerçeklik eşittir= kurallar ve eylemlerle ortaya çıkan pratik
Dünyanın konuşma teorisi üzerine kafa patlattığım anlardan biriydi herhalde diye düşündüm.İfadeler,oluşumlar,kurallar,beyanlar ifadeler,sembolik,sistemde olan anlamalar/anlamdırmalar.Bu işte metin dokun(an)
Söylemin üzerine ,üzerinden konuşuyoruz.bütün bileşenleriyle ilmek,ilmek işlenen bir söylem.püf noktası konuştuğumuz dialog hali,ne yaparsak yapalım bizim işittiğimiz o dünyadan gelen dil,bizim bedenlerimizi sosyal bir eylem olarak paylaştığı gibi bizim yabancılaşmamızıda bu diyalogla ortadan kaldırır,ama yazı gibi özgür bir oyunda bunu anlatmak epey zor..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto





By James Engelhardt







Ecopoetry is connection.

It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections.

Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understand it? One way is to l…