Ana içeriğe atla

REALİST MANİFESTO

"Hayat üç ile dördün arasındadır ya üç buçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın"

Bir zamanlar bir tarihte her zamanki gibi yarım (tabi bu şahsıma özgüdür)bir sayfa elime geçti şöyle yazıyor daha doğrusu yazmışım bendeniz
Dünya bu metni dokuyor bende bu metni duymaktan başka bir şey yapmıyorum.Sonra epey bir süre sonra hatırlamadan yazdığım ikinci bir karalama daha çıktı.yanyana üç kelime
Metin dünya,ve dil.Ve devam eden cümlede tam ortada buluşuyor diye yazmışım,parantez içinde sosyal gerçeklik eşittir= kurallar ve eylemlerle ortaya çıkan pratik
Dünyanın konuşma teorisi üzerine kafa patlattığım anlardan biriydi herhalde diye düşündüm.İfadeler,oluşumlar,kurallar,beyanlar ifadeler,sembolik,sistemde olan anlamalar/anlamdırmalar.Bu işte metin dokun(an)
Söylemin üzerine ,üzerinden konuşuyoruz.bütün bileşenleriyle ilmek,ilmek işlenen bir söylem.püf noktası konuştuğumuz dialog hali,ne yaparsak yapalım bizim işittiğimiz o dünyadan gelen dil,bizim bedenlerimizi sosyal bir eylem olarak paylaştığı gibi bizim yabancılaşmamızıda bu diyalogla ortadan kaldırır,ama yazı gibi özgür bir oyunda bunu anlatmak epey zor..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)



YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…