Ana içeriğe atla

Truth is a pathless land


Posted by Picasa
Çıkışları yaratan kaçamak düşüncelerim var.Bunlarla avunuyorum,bunlarla canımı sıkıyorum belki.Bir kaç şey düşünüyor,aklıma gelenleri yazıyorum.sonra biriktirdiklerim var bunlar yığın halinde derme çatma ve sürekli birbirlerinden uzaklaşıyorlar.bir temel inşasına ruhum evet diyor ama süreklilik her adımın kesinliğini erteliyor.Kesin olmayı istekli olmaya tercih ettiğim zamanlarda soruyorum bunu.Sonra sokak var orda hayat var,her şeyiyle her şeyin olduğu gibi bulunduğu yer.Yürüdüğün yeryüzünün altında,yağmur varsa keyifli yolu bilmiyorsan ilginç!
Bırak ses gelsin,sonra düşün,arzula, seçimin eşlik eder.Bir şey hissetmek güzel.)
Oscar töreni sıkıcıydı.baktınm gördüm sıkıldım.Şatafatlı,kanlı canlı insanlar birbirlerinin elmas aynaları olmuşlar.Bir an onların gerçek olduğunu düşünüyorum.Ve bize düşteki yaşamı arzulatmalarını.(Nefret)
Lahey konseyinin aldığı karar canımı sıktı.Hepsi boktan.Dünyada yinelenen en eski kavram ADALET
Kimin adaleti senin? Onun?,Anlaşamadığımız dünyanın:Bir yerlerde insanlardan birinin benim gibi düşündüğünü biliyorum.O biri bağırıyor içinden artık bitsin artık herşey,her şey ateşle temizlensin vs .vs.
Mutlak boşluk işte bu
Mutlak boşluk
insanların kıyamette birbirlerine bakarken ortaya çıkacak..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto





By James Engelhardt







Ecopoetry is connection.

It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections.

Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understand it? One way is to l…