Ana içeriğe atla

Truth is a pathless land


Posted by Picasa
Çıkışları yaratan kaçamak düşüncelerim var.Bunlarla avunuyorum,bunlarla canımı sıkıyorum belki.Bir kaç şey düşünüyor,aklıma gelenleri yazıyorum.sonra biriktirdiklerim var bunlar yığın halinde derme çatma ve sürekli birbirlerinden uzaklaşıyorlar.bir temel inşasına ruhum evet diyor ama süreklilik her adımın kesinliğini erteliyor.Kesin olmayı istekli olmaya tercih ettiğim zamanlarda soruyorum bunu.Sonra sokak var orda hayat var,her şeyiyle her şeyin olduğu gibi bulunduğu yer.Yürüdüğün yeryüzünün altında,yağmur varsa keyifli yolu bilmiyorsan ilginç!
Bırak ses gelsin,sonra düşün,arzula, seçimin eşlik eder.Bir şey hissetmek güzel.)
Oscar töreni sıkıcıydı.baktınm gördüm sıkıldım.Şatafatlı,kanlı canlı insanlar birbirlerinin elmas aynaları olmuşlar.Bir an onların gerçek olduğunu düşünüyorum.Ve bize düşteki yaşamı arzulatmalarını.(Nefret)
Lahey konseyinin aldığı karar canımı sıktı.Hepsi boktan.Dünyada yinelenen en eski kavram ADALET
Kimin adaleti senin? Onun?,Anlaşamadığımız dünyanın:Bir yerlerde insanlardan birinin benim gibi düşündüğünü biliyorum.O biri bağırıyor içinden artık bitsin artık herşey,her şey ateşle temizlensin vs .vs.
Mutlak boşluk işte bu
Mutlak boşluk
insanların kıyamette birbirlerine bakarken ortaya çıkacak..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)



YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…