Ana içeriğe atla
MEHMET DERE
K2 İnsiyatifler Bölümü , 10.Bienal için PROJE:


Temel olarak şehir ve düşle ilgili.yaşadığımız yaşamlarımız ve hedeflerimizle ilgili.Hepimizin bildiği gibi insanlar barınmak korunmak ve ait olmak isterler.vs vs vs. yani izmir yada istanbul üzerinden yada ikisi birden farklı ama karşılıklı kılan şehrin kaybolma deneyimine katılabilirim. Şehir etrafımızdadır ama içimizde yaşar Deneysel alan olarak ve ya da kolektif düş alanı olarak şehri işaretlemek. Şehrin sunduğu karşılaşma alanlarını (yani ben buna uyanma anlarını diyorum)yakalamak Her ne kadar bugünkü toplumsal koşullar insani ilişkiler doğrultusunda mekanlar yaratsa da insanlar arası ilişki olanaklarını sınırlıyor.Şehir sahnesinde yeri,kentsel alanların kayboluşu ve odak noktasını kaba rasyonel ve biçimci bir anlayıştan değil duygusal özdeşleşmeden beslemek üzere bir çıkış noktası belirliyorum. Yaratıcı gücü kaybeden hayal kırıklığını şehirdeki topografik aynalarda kolektif bir geçiş alanı olarak inşa edebilmek.Açık ofiste bunları paylaşmak ya da bana verilen bir sürede keşfe çıkmak ve bu süredeki bütün deneyimleri kaydetmek.Şehir ve beden üzerinden gözden kaybolan her şeyi arşivlemek.Karşılaşma ve deneyim temel konu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)