Ana içeriğe atla

Stay

Posted by Picasa
Epeydir bir konu var bunlardan biriside bu film.Örüntüsü(yada örgüsümü demeliyim?) ve konusu bakımından tamamen kurgusal bir alanda uçuyorsunuz.Sinematografik dili kusursuz ( tabiî ki bu benim görüşüm)olayların ve imgelerin yan yana gelişleri rasyonel çabalarınızın üzerinden ayaklarınızı 5metre tavana dikiyor.Herşey iç içe bir düşte sanki.Yaşam ölüm ve tüm çabalar. Unutuş ırmağından geçip aşkta sizi saracak gerçeğin hüznünde buluşuveriyorsunuz.Herşey unutuluyor ve bununla savaşmanız gerekiyor.
Eğer sınırda yaşamıyorsanız çok yer kaplıyorsunuz.
Film U.s box Office listesinde $3,626,883 dolarlık bir ciro yapmasına rağmen bir yere oturulamayan bir alanda savaşıyor. Ewan McGregor, Naomi Watts, Ryan Gosling oyunculuklarının haklarını vermişler.Flasbackler(müzikle beraber) sarsıcı hüzün ve nihai geçiciliğimiz üzerine bir ayna gibi kısaca
Ben çok sevdim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto





By James Engelhardt







Ecopoetry is connection.

It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections.

Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understand it? One way is to l…