Ana içeriğe atla

untitled

Bir gün hangi kozmosun bir parçası olduğunu ve varlığını hangi kozmos yöneticisinden geldiğini ve sana sınırlı bir zaman ayrıldığını ve zihnindeki bulutları dağıtmak için bu zamanı kullanmadığında geçip gideceğini ve senin de yok olacağını ve bu zamanın asla tekrar geri gelmeyeceğini sonunda kavramalısın.
Marcus Aurelius,Meditations

Seninle oynuyorlar görmüyor musun?Neden onları dinliyorsun.Onlar göğüslerinde gül dikenleri büyütüyorlar.Onlar gecenden çalıyorlar,sürgün düşüncelerini satıyorlar.Beklediğin düşlere tüküren fısıldaşmaları içindesin.Okuma bilmediği gözleri hapseden kim?Sürekli kirlenen adları sayıklıyorlar sana.Hangi tozdan adlar onlar?Kendilerine seslenmek için sana bakıyorlar,külden bir gölge oluyorlar,külden bir gölge oluyorlar güneşin ayaklarına.Konuştukları sözleri sakın unutma!Duvarlara yapışmış gördüğün her şey onların.Kırılmış kıyılarında gövdeler,anlamlar aramıyor musun.Sustuğun çamurun özü olduğunu unutmuşlar onlar.Kendilerini satmışlar üstelik, dudakların bilmediği bir adla.ulaşmak için seni yakacaklar.Her perdenin arkası,her perdenin arkasında sevgi yok.Çığlıktan başka bir şey değil oyunları.Yapma bir safra ve dillendiren kökleri,balınla yıkanmalısın.Yaralarından adlar öğrenmelisin,havayla dost geçinmelisin.Ne dilsizlikten ne de terlerinden.çığlıktan eller dokumalısın,ruhunu oluşturmak için,toza şairin eğilmesi gibi,onda ve ondan olmalısın…

Yorumlar

Adsız dedi ki…
anlaşılmak istemiyorsanız ve her seyi hiçlikte duyumsuyorsanız bu çaba
niye? neden? ne umutlu türk müsünüz?yoksa bu site niye? internetle toplumla ilişki kurmak kendinle ilişki kurmak hiçliği hiçlikle doldurma çabası niye.sizin kadar okumuş değilim alıntılar yapamam sürekli "uygarlığın yapıcı güçlerinin hiçliğe düşmesi" yani hiçlik bir boşluk sizce boşluğu boşlukla doldurmak boşluk diye bir şeyin olmadığını göstermez mi doğadada boşluk yoktur emin olun sizdede yok

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)



YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…