Ana içeriğe atla

31.10

Bir an içinizdeki sesi duyuverirsiniz.Genellikle farketmeden olur.Bir an bakmışsınızkendinizle konuşuyorsunuz.Sorular yinelenr,hele karamsar bir ruhsanız(benim gibi) tutarlılıktan yoksun kalırsınız.Ben buna düşüş diyorum
Bunun üzerine mantıklı bir açıklama zaten saçma olur,eğer mantıklı bir açıklaması varsa özür dilerim ben bilmiyorum.
Girdap, girdap( bana fazla romantik demeyin sakın)
Kendinizi yaldızlı bir bok olarak hissettiğiniz hiç mi olmadı
Kayıplarımı gerçeklikte bambaşka bir mahiyette görüyorum şu an.
Zaman geçiyor ve hala ben buradayım,bir işim bile yok
Münhasıran eli gerçeklikten çekilmiş bir dilenciyim,belki de hiç ciddiye alınmadım
Dedim ya karamsarım
Karamsarım çünkü öfkenide unutturuyor herşey
Sabrın jeneriği öfkenin bilgeliğiyle değişiyor,bir sebebi var
Belki gücün keskinliği vardır sabırda
Ama hala zaman istiyor
dedim ya şu an içinde ve şu cümleleri yazarken başka bir zamanda bunu anlayamacağım bir ana kaçıyorum.
Sürekli düşüş ya da serbest uçuş
Şimdilik biraz zırvalama,kaygı,karamsarlık ve gidip gelen umut
Şu ana yakışan en iyi cümle ne olurdu?
a)Tüm kurbanlar için kredi kartı geçerlidir mi?
b)Git amip! terliksi hayvanlarımı getirmi?
31.10.2006

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutsuz Boşluk

SANATORIUM, 9 Şubat – 10 Mart 2018 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin kavramsal çerçevesini ürettiği ve sanatçı olarak dahil olduğu, Yunus Emre Erdoğan,İsmail Şimşek Nezaket Ekici’nin çalışmalarından oluşan “Umutsuz Boşluk” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi ilhamını Dücane Cündioğlu’nun Umutsuz Boşluk adlı makalesinden almaktadır. Cündioğlu ‘Umutsuz boşluk’ adlı makalesinde, Sam Mendes’in yönetmenliğini yaptığı ‘Revolutionary Road’ adlı filminden yola çıkarak bir çiftin içine saplandıkları; ruhani açmaz olarak tarif edilmeye çalışılan “umutsuz boşluğu” deli karakteri üzerinden tartışmaya açmaktadır.
Umutsuz Boşluk isimli sergi başlığı; kötümser bir ruh halini vurgulamasının aksine gücünü umuttan almakta. Bu umut sanatçının credosu (amentüsü) anlamında vurgulanan umutsuzlukla yüzleşme yeteneğidir. Denebilir ki sanatçılar bir anlamda bu kavrayışı ortaya koyarlar. Sanatçı “boşluğu” dönüştürememeyi, bunaltıyı, çöküşü ya da tam tersi olarak bunun ifade edilemezliğini dillendirendi…

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto

The Language Habitat: an Ecopoetry Manifesto





By James Engelhardt







Ecopoetry is connection.

It’s a way to engage the world by and through language. This poetry might be wary of language, but at its core believes that language is an evolved ability that comes from our bodies, that is close to the core of who we are in the world. Ecopoetry might borrow strategies and approaches from postmodernism and its off-shoots, depending on the poet and their interests, but the ecopoetic space is not a postmodern space. An ecopoem might play with slippages, but the play will lead to further connections.

Ecopoetry does share a space with science. One of the concerns of ecopoetry is non-human nature (it shares this concern with the critical apparatus it borrows from, ecocriticism). It certainly shares that concern with most of the world’s history of poetry: How can we connect with non-human nature that seems so much more, so much larger than ourselves? How can we understand it? One way is to l…