Ana içeriğe atla

T.C HÜK. NOT DEFTERİ


...Camı olmayan asansör kapıları boşluğu duyumsatsada midemiz ağır yemeğe inanır. Söz verilen sözcükler amaçsız akışına bırakılmış bir kimlik, işte boşluk.Canlı beden doğaya karışamaz,ama arka kapılardan inilir,ön kapılardan binilir.AIDS salgını ve kitlesel açlık bir boşluğun arkasında ekolojiye karşı bir orman saldırısıdır,ama bu kaçınılmazdır.Yaşamsal gereksinimlerin ne olduğunu bilmeyen bir toplum toplum olduğunu biliyormudur? İnsanın kendini gerçekleştirmesi üzerine bir söyleşiden öte gidemeyen seminerler ve konferanslar cabası..
...Ruh için benim gibiler için ;yaşamak bir anlamda ölmektir,çünkü bunun bir bedeli vardır;ölmeye hazır olmak yaşamadan mümkün olamıyor ne yazık .Genel nokta anlamlı yaşam olabilir,İnsanın sınırlarının içinde görüldüğü ve anlaşıldığı yaşam için ölüm kabul edilmesi gereken bir anlamdır.Entellektüel bir iktidar merkezi şiddeti değil bu;köleler ve efendiler arasındaki her savaşta temel soru insanın vaktinde yaşayıp yaşamadığı olacaktır.Bir kopma yarılma ve hatta farklılaşma sorusu?
...Ayırtetme ve yutma sorununun en ufak dışlama özelliği bu ince duvarlar,Tüm bağlılıkları dışlayıcı bakışlarıyla camekan veya vitrinler boş kadın suratları,benim gettolarım.Görünen- görünmeyen duvarların düzeni arasında gidip gelir.Metaboli olarak dışlama stratejikitir.Siz olamazsınız.siz asla olamazsınız.Bölümler bağlayıcı oluşlar-oluşlarıdır.Sınıflar,tahsisatlar,sınırların keskinliği de cabası.Dışarı sürülebileceğimiz bir dünya kaldı mı? (Euphoria of Memoranda)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)