Ana içeriğe atla

"Cümleni kur."



•Yaşam bize vaaz edilen ve önümüzde resmi geçit yapan bir idealizm değildir.Bir idealizmi aşar.Sevimsiz olabilir ya da bizi bu şekilde inandırır ya da inandırıcılığını yitirir.Yaşam kendini anlama yolları ve ilişkileri üreten canlı bir makine ya da sürekli yeniden bakılması ve algılanması gereken bir düzlemdir. Her türlü ruhsal enfeksiyondan yaratıcı inşa veya karşı inşa yollarını kurmak,en basit anlamıyla kendimizi bilinçli bir kabullenme ve tanıma ihtiyacıdır.Büyük sayılara ve istatiklere karşı bölünmez bir amaç oluşturmaktır.Başka üzerine düşünmek ve kendini anlamadan geçer.Kendini oluşturmak,bütünü görmek kendini bütünün içine sokmak,bütünden ayrılmak alternatifler üretmek,olabilirlikleri çoğaltmak,yüzleri kaybetmek,tüm düşünceleri kesişmeler halinde çoğaltmak,açmaz ya da çıkmazlarla çevrelenmek,deneyimi yoksunluğuna karşı çizgiler ve görünmeyen duvarlarla savaşmak için tekrar deneyimi düşünmektir.
Yaşam boş bir kara tahtadır, ve olası tüm sözcükleri içerir.
Dışarısı ve kaçılan dışarısı üretmek için
Sanırım sanatta böyle bir şey..
M. Dere



Yorumlar

ob dedi ki…
http://contemporaryartsinturkey.blogspot.com/

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)