Ana içeriğe atla

Basit ve anlamlı: 'Dere'

İç gözlem ve devinimin reformuyla karşı karşıya gelirken insanlar 'yarın mutlaka' diye ertelenen yapay mutluluğa vadedilen ve kolay tüketilen yaşanılamayana doğru.Her imgenin,beden imgesinin oluşan ıssızlığı orada ve burada yaşamı tüketme histerisi her başa bela metaya dönüşme-dönüştürme anlamı.Bambaşka modern bir sonuç.Bilgi toplum kutusunun kontrol altına alınmasını zihinsel totalitarizasyonla karşı karşıya kalması tabii çok normal.Saplantısal açık alan sessizliktir.Düşmanın hakkı ve bana düşen haklı bir küçümseme.Kurtuluşun iletişimin kendi kendilerine yeter amaç ve istekleri bütün amacı ve enerjisi kendini teknoloji üretmeye harcanan kocaman et yiyicilerle dolmuştu.Evet hayat hiçbir zaman güzel değildi ,güzel olan hayat üzerine yapılmış betimlemelerdi.Ne dediğiniz ve ne demek istediğiniz..Kesin olgusallık ilkesi altında sürekli güncelleşmenin intikamı.Nesnel amacı öldüren bir taklit gösterge sapıtımı.Gerçekleşmesini istenemeyen ütopyanın veya düşsel bir doğru altında ona imgesiyle iletişime giren herkes olağan bir vampire dönüşen dünya ve dünyalılar.Yaşamak için dili kırmak mı gerek?kırmak gerek mi?.İçinde yaşadığımız dünyaya yeniden yeni bir canilik kazandıracağımızı sanmıyorum. Kendi kompleks yaşantınızda anın fotokopi satıcıları. Yasaların dilinden kopmak yasaların dilinden yararlanarak mümkün mü?.Osurgan böcekleri şarkılarını söyleyen insanlara ne- ne kadar borçlular? Cennet cehennemin üzerindeki gölgeden dar ağacı.Doğru şair yanlış şiirleri doğru insana yazarsa anlamlıdır.Gökten başka bir şey olmayan sevgi kazanılamaz. Yasanın kendisi zamanın gölgesini üretmesi mi?Soluklarda cehenneme iyi bir yolculuk çiçek akılla her yerde. Umut’un rahmi, kuşatan yaradan daha sevgilidir.Kendi yazımı kendinden doğan bir gül-gün.Kıyamet gibi değil,yaşam her şeyin bir sonu varken onun bir sonu yoktur.Gülüm solmaz,dilim gönlümü bilmez.İkiz amaçlar içiçedir.Amaç sevmek değil doğurmaktır.Düzenli soyutlamalar aşkınlık dilini icat etsede ölümsüz ruhsal güzellik gayri rasyonel bilgiyi algılamanın yolu-algı kapıları açılmakta Platon kalp-kulp evreninde boşa dönen eşek. O kadar radyasyon çekiyoruz ki merhamet dilenmeyecek kanserden.Açık kapıları kapatmayın.Delileri gömmeyin!Toprak üstünde yatan deliler,toprağa bir çözümsüzlüktür.Düşünüşte belirsizlik sendelemek zorunda kaldığımız bir ara sınır olmalı.Çözüm sefaletin iskeleti,yaşamsa bir parça ben anlamı taşır kafatasında.Dinsel yada sanatsal orospu çocuğu sarhoşluğu bir doğaya sahiptir.Olanın dolaysız etkisi olacak ve olmayacağı olmuşa dönüştürür.Kısa zaman ve uzun putlar vardır anda. gülmek kısa ve özlü bir yönken kazalar tanrıyı öldürür,öldüremezse kendi gülen-güldürebilen bir tanrıya sahibiz demektir.Eğer tanrı bir sanatçıysa onu düşündükleriyle mi yoksa yaptıklarıyla mı değerlendireceğiz?Soru etkisi yüzler tek karın üzerinde hem fikir oldukları düşünce evrensellik kavramıdır.Çöle düşen yağmur yağmuru korur,insanlığın korunması işte bir çöl olmasındandır.Kansız soyutlamalar budalaların kanını ısıtır,budala bir örnek oluştur,başkasına dikkate aldığı bir kurgu hayaleti sunar.Soytrarıların dansı; aklın gelişmesinde oraya giden her yolun her bilinci önyargının karşısındaki mutluluğu.Kalpsiz kelebekler daha özgürdürler.Kanatları olan kelebekler bilinçsiz kanatlarının düşüncesidir.Her maymun bir kelebek düşleyecek kadar özgündür,özgün kısırlar cansız şeylerin doğasına aittir.Üç maymun üçünde belirgin olarak.İçimizde başkasını anlamak için.saçma.Kalbi ve kalbe giyinen akıl olsaydı.Babamızın ilk meyvesi annemizin bahçesiyiz.bunu unutmayın şeytan bizim bahçıvan komşumuz..Her kelebek atışı yanında yükseklik ve cinsiyet zavallıdır.Zavallıyız.Boşlukta..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)