Ana içeriğe atla

Bknz:'Çatı'

Kendi perspektifini oluştururken ''çatı''nın oluşturucu ve bizi kuşatan düşünce olanaklarıyla mümkün olunduğu gerçeğinin kabul edilmesi gerekir.
Çatı aynı zamanda ortak sorular,fantazmlar yada imgeler olabilirler.Bir anlamda ortak olan çatı yoğunluk ya da zorunluluk olabilir.
Alanlar ya da yöntemler
Farklılıkların buluşması aynı zorunlulukta.

Bu zorunluluk düşüncenin talep ettiği başkasını açılmak olarak adlandırılabileceğimiz yol(yolda olan,yolun sabrını yükleyen-tüketene karşı)

Bknz; ''Çatı''
Bknz; aynı''başka'' insanın sorumluluğunda-esas etik düzlemde
Bknz; aynı karşılıklı tanımada
Bknz;''Çatı'' böylece farklılıkların bu projenin ''diyaloğu olanaklı olabilir.
Bu ortaklığın kendisi kendini başka insanlara açması-açabilmesi
Bir rastlaşma yeri ortaklığın alışılmış anlamda bir '' bütünlük'' ile bir ''birlik'' ile ilişkisi yok

Amaç; iletilen ''özgünlükler''toplamında ve diyaloğunda yeni bir 'ortaklık' anlayışının oluşmasını güden çatının kendi kendisine göndermesini başka insanın sorumluluğuna açmak.
Yalnızlık ulaşamama,bilinmeme,ya da anlaşılamama yada yok sayılma konusunda bizi birleştiren.
Kendimize söylenen ve başkasına sorduğumuz soruları karşılıklı görünmez olanı.

Görüş olarak görünür kılmak görünmez olanı
Ve bu görünürlüğün görme noktasını varetmesi
Burada bulunduğunu sürekli olarak ona bakan insan insanlara hatırlatmalı
bu onun bireysel tutumu olarak 'olay konusu', 'ihtiyaç konusu' ''arzu'' konusu...

Bknz;'Çatı'
Mehmet Dere
15-04-2004

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessizliği Aramak (Part I)

Bu deneme yazısı bir çok sanatsal problematiğin iç içe geçtiği bir alanda var olmaktır. Bu anlamda bir deneme olarak Türkiye’de Çağdaş Sanat adı altına üretilen eserlerin içindeki zaman ve toplumlailgili gerçekliklerini semptomatik bir okuma-anlama girişimidir. Bir sanatçı olarak bunu yapmamın sebebi nedenini bilmediğim bir erteleyişi bozma amacını taşıyor. Duyulur olanın görünür kılınması.
Bu eleştiriyi görünür kılması gerekenin bir sanat eleştirmeni ya da küratör olmasıbeklenirdi. Benim kişisel gözlemim artık bu mümkün değil, çünkü çağdaş sanat sistemi kültürel üretimin rekabete dayalı bir sisteminden ekonomik olarak karşılıklı bağımlı bir sisteme dönüşerek kendini tıkadı. Kültürel sermaye anlamında sanatsal üretime atfedilen bir dışarısı boşluk-mesafe kalmadı. Sanatçılar, sanat simsarları, galeriler, sanat dergileri ,müzayede evleri ,sanat fuarları ,müzeler, bienaller artık karşılıklı rekabete dayanan bir sistemden, artık birbirine bağımlı işleyen bir sistemin içinde. Türkiye Çağdaş…

Sessizliği Aramak (Part II)

                  (A fair amount of nothing)



YAR BANA RANCİERE GECELER

RANCİERE ; DUYULURUN  PAYLAŞIMIBAĞLAMINDA ESTETİK  VE  SİYASET  MEHMET  DERE

Jacques Rancière (d. 1940) Fransız düşünür Paris-VIII (St. Denis) Üniversitesi'nden felsefe profesörü iken emekli olmuş ,ve 1960’lı yıllarda Marksist düşünür Louis Althusser ile beraber yazdığı Kapital'i Okumak ile bilinir –tanınır hale gelmiştir.

Bu deneme yazısı içerik olarak J. Ranciere’in sanat ve politika arasında kurduğu sanatsal tarihsel ilişki bağlamının yanı sıra ,estetik-politika ilişkisi çerçevesinde sanata dair görüşlerinin tartışılmasını amaçlamaktadır. Rancière, “politika”nın ve “sanat”ın işleyiş ilkelerini, kendi tabiriyle söylersek “duyulur olanı yeniden şekillendirmek” (distribution of the sensible) olarak tanımlayarak, ikisinin birbirinden ayrı ve birbirine temas etmeyen iki gerçeklik olduğu düşüncesini alt üst etmektedir.

Ranciere tarafından 'duyulur olanın paylaşımı' nosyonu, duyumsanır ya da algılanır olanın, yani duyular alanının bir safiyet ve doğrudanlık içermediğini, tam t…