Tecessüs bu kelimenin anlamın kaybettik biz.
31.1.09
30.1.09
Şöyle bir iki not,
Basına yazılanlara ve diplomatların tepkilerine,bloglara şöyle bir baktım psikoloji hala ne yazikki şu babamda dahil
İnsanlar aman ha göte gelmeyelim,tayyip tribüne oynuyor,aman canım böyle davranılırmı falan filan...
Bize bizim yaptığımızı cümle alem gelse yapamaz geçin abim.
Ben kesintisiz olarak davosun bir kısmını yani en azından peresin konuşmasını izleyen bir türk olarak ben açıkçası utandım söylediklerinden,sürekli ağlamasından,mağdur rolünü ezikliğini alkışlatmasınsdan ve bize hesap verecekmiş gibi tavırlarından??
Peres satılmış dünyanın kurbağa suratlı diplomasisi bana göre.sınırları ççizilmemiş bir ülkenin cumhurbaşkanı,veremli gırtlak,suçlu yahudi
insanlar bunu bir seçim propandası olarak düşünüyorlar?Biz bu kadar mı yabancılaştık kendimize?Sayın Erdoğan Türkiye Cumhuriyetinin başbakanı bunu neden unutuyor insanlar???(akp genel başkanı değil).Bir ülkenin başbakanı davos ta ulusal onurunu zedelemek pahasına diplomasiye yenik düşseydi bugün nasıl eleştirilirdi,ama kıyasıya eleştirilirdi ginede yalanmı
her halükarda eleştirilirdi ????
İslam kimliğiyle doğmamıza rağmen düşünmediğimiz İslam kimliğimizi ne kadar çok eleştirirdik?Oysa sayın Erdoğanın avrupa açılımlarını görmezden gelerek..islamı siyasal bir kutuba indirgedik o sokaktayken yaşamdayken,içimizdeyken??
Bir yön seçmeye mecburmuş gibi bizde birleşen noktada buluşmak varken ya batıya ya doğuya haritalanıyoruz çokda gerek ya??
Bana göre sayın başbakan insani refleks adına (kesinlikle fevri bir tavır değil)bir ülkenin duruşunu onurunu ortadoğudaki barış umudunu ortaya koymuştur.Hatta Peres'ın dediklerine karşılık verebilseydi neler neler diyecekti kimbilir.Bir öteki olarak onun zihin haritasına,duygu haritasına bakıp onu yargılayanlar olacaktır,oysa ne kadar kolay bizden olmayana,(içimizdekine yabancılaşmak) kulp takmak,
Dünya parçalansa bile gerçeğin söylenmesi gerekir demiş fichte,gerçek adına susulmaması gerekir,ölen sayısı belirsiz çoçuğun adına,özgürlük adına, kardeşlik adına susulmaması gerekir!!!davosda Perezi dinlerken böyle düşündüm..
Bu duygularla helal olsun diyorum anlaşılması için tekrarlıyorum helal olsun, helal olsun,helal olsun helal olsun
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Cuma, Ocak 30, 2009
1 yorum
29.1.09

helal olsun,helal olsun,helal olsun,helal olsun helal olsun,helal olsun,helal olsun,helal olsun,helal olsun,helal olsun helal olsun,helal olsun.....
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Perşembe, Ocak 29, 2009
0
yorum
28.1.09

yazılmış şiirin üstüne koyduğun somun
sözcükler ekmeğin lokmaları gibi
ben size lokmalardan kurulmuş bir şiir veriyorum
yiyin,bana şükredin, küfredin
(c.yücel)
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Çarşamba, Ocak 28, 2009
0
yorum
27.1.09
BOLKEPCE LOKANTASI
Icine giremedigim , disina cikamadigim arada kaldigim hucre
Palaks 31 sise bardagi dibi /made in pasabahce
Agzimda eriyen tarin yagli tam yagli iskembe
arti yari karisik kelle
Kendim gibi kayniyor
Beynimden tabaga damlayan usare
Tadi kesfi derdeber dertli
biraz fazla biberli epey dinlenmis sirkesi
Dusuncemin kemik suyu tereyagi
Bugulandirir camlari, tum ekrani/lari
Ekran doyurmuyor, Goz uyumuyor
Tuten corba ,tuten ruh
Ayni tabakta
Foton kusaginda
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Salı, Ocak 27, 2009
0
yorum
24.1.09
nafakamız
Allah’ın on kulunu bekleye dursun on kul;
Birine dokuz hisse, dokuzuna tam bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa,
Yaşasın kefenimin kefili kara borsa.”
"N.f.kısakürek"
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Cumartesi, Ocak 24, 2009
0
yorum
22.1.09
Bir parça zeytin,talihin lutfu,mahsun kabilenin gözyaşı
Sert biri,öteki yeşil mersin yaprağı,diğeri bir taş gibi görüntüde uyuklar
Görüntüde taşta
Ötekisi fukara meyhanesinde hükümdar
Biri tanrıyı bulur,ikinci tanrının üstüne tapınaklar kurar,üçüncüsü de yoksul düşen kalbine tanrının evinden taşları yuvarlar
Benim desteğim,benim inancım
Horatıus un dibinden doğan bir çift nehir,kendi içinde yaşayan ve ölen
Beyaz omuzlu Apollon askeri,
Oyunların ve arzuların her şeyi gören gözü
Nafile kararları gören, yaraları bile
Zaman son kış,kendini zorlayan el
Her şeyin düşmanı bu çağ ve zaman
Düşündüğüm gibi,söylediğin gibi
“Günü bir meyva gibi topla,ve yarını düşünme”*(Horatıus)
Soğuk ayaz,soluk yapraklı bir kış,çılgın ateşler gibi maden
Işıklar ortasında ay gibi parlıyor.
Ben kibar bir yoksul,saplanmış çivilerin acılarını hissediyorum,ahtapotun tepsisinde
On kadem genişliğinde çukurlarında uyuyorum
Başımın üzerinde ince bir iplik olan kaderimi,kılıcımı
tozlu ormanda soluyarak tutuyorum
Acıklı dualar benim adetim değil
Özgür ve asil
Tunçtan daha sağlam,bu yeryüzünde aşk
Uçan söz,derenin tatlı ezgileri
Çemberin oyunu olgunlaşmak hayatın ta ötesinde
Ne mümkün
Seyirci.
Camkürenin yıldızları,
Beyaz bedenleri seven
Duvarların saydamlığın da çığlığında
Tüccarlar ne bahtiyar,ne uslu ne mülayim
Çalıyorlar zamanı ve bize uzun tırnaklar veriyorlar
Soru
Duruyorsun?
Peki
Nereden geliyorsun,nereye gidiyorsun?
Şüphe
Dört yol ağzında beş taş oynuyorsun
Gözlerimim çamurunu akıtıyorum,meşru adağın çamuru
Verebildiğim
Çoçuklara kuzguni bir gece gülüyor,altı gün
Tarihin kusurlarının yıldızı parlıyor altı hece
Kardeşlerin zamanı gülüyor;kah kuş,kah kaya,kah bomba
Deli akılsız silahlar; insan için aç gözlü bir mirasçı
Boş kafalı,şişkin yürekli hayvanların oyuncakları
Masum kuzuları boğazlayan,medeni, haklar
Unutmamak için yazıyorum tekrar ve tekrar
Bir hamurdan yoğurduğum güvercin yumurtası umudum
Boş karına tatlı şaraplar
Yavan erdemler, konsomatris dünyalar
Salamura beyin, damağa se®t insan düşünceleri
Zenginlerin sofrasında ölüm bir çeşni,ölememek bir baş ağrısı
Baş ağrısı göze vuran
Esma adında bir eş
Nehir
Tuzla,karabiber
Adanmışlık,karnı bahar çiçeği
Kendi üzerine düşen gündüz düşü,birbirimizin hasta dimağı
Şüpheli krallık,sahipsiz mezarlık
Vakitli israf
Siz şahitsiniz,şiz şairsiniz
Sizi şahit tutarım
Siz adlarınızı verdiğim
Horatıus,Rilke, Adonis
Can sıkıntısı,Adanmış özlem,Su birikintisi
Düşüncemin ayaklarının şairleri
Biriktirdiğim kelimelerin mabedleri, mabedimin adak ocağı,yalımı
Susturan beni ve beni susturan şeylerin çıktığı üç delik
m.dere/16.01.2009
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Perşembe, Ocak 22, 2009
0
yorum
21.1.09
19.1.09
"Kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlandırmak hastalıktır. kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa, senin kimliğin hastalıklıdır"
Hrant Dink
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Pazartesi, Ocak 19, 2009
0
yorum
17.1.09
Masal
Savaş,savaşlara eşlik eden çelik çokmak
Ateşli çarkın içinde her bir anın titreyen güç avuntusu,yoldan çıkmış
Esirgenmiş yön,gülümseyişin olmadığı terk edilmiş gözler
Başkası kendinden
Kendine başkasından doğma sevgili
Naylon plastik adlar, avuntular bahaneler
Vicdan yok/taraf yok
Tek illet kesintisiz tek millet
Sağlama tahtasında sen eşit değilsin
Kamu refahı= vicdan
Kamu onayı=yaşayan deliler
Olan hiçbir zaman sona ermez
Donmuş yaşam
Saf ışığı yitiren aşkı inciten
Baş döndürücü bir yıkıntısın
Sonsuzluğa kim inanabilir sarhoşluğunla?
Dinin orduyken siperlenmiş taşların ardında
Nasıl kovabilirsin ensendeki şeytanı?
“Şimdi ile sonra”
Avuçlarınla kanattığın kardeşinin alnında çizdin bayrağını
Hep aynı mesafede yerinde kalabilmek için koşuyorsun
Tek nefes ,tek kafes
Boşluğun içinde hız alıyorsun dokuzuncu köle olarak
Yama üstüne yama tarihi öğüttün
Beyaz,kara kırmızı yeşil
Yazık sana
Biricik kardeşini gömmek için çabalayan
Şu karga kadar
Olamadın,olamadın,olamadın
Pişman zümreden
Küçük farelerin atlarını koştururken bahçemde
Oburluğun seni taşımayı reddederken sen;
Köle
Mumit
Çözülmeyen yumak
Ready made tanrı
Başka bir nam altında bu masalda,
Adı geçen sensin
16.01.2009
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Cumartesi, Ocak 17, 2009
1 yorum
15.1.09
Açarsan dosyaları ,açarım dosyaları
Acaba tuncay güney benjamin lınus turkish versiyonumu?tam bir yapıbozumcu gibi "gerçekleri" ama "bütün gerçekleri değil" şeklinde sunuyor. Ben izlerken kendisi o kadar olgun ve gerçekçi soruları yanıtlıyordu ki hayran olmamak içten değildi,sanık yada tanık pozisyonunun sürekli değişmesine rağmen çok şey ortaya çıkartabildiler söylediklerinden.
...siyasi ve politik yapının günah çıkarması gerekir.."*
"12 eylül 1980den sonra sol kontrol altına alınmıştır"
Ayrıca neden tek muhatab olarak tuncay güney?? Kamuoyu vicdanına seslenen tek isim olabiliyor.Bu bilgi alışverişinde ya da "üretiminde" (herşeye dikkatli bakmak gerekir ne de olsa)Tuncay güney sarsılmaz kayasından asla indirilemiyor,kaya gibi karizmamı demek lazım?insan sempatide duyuyor biraz garip de olsa
"Cesur Hırsızlar Partisi"/mahir kaynak ilişkisi
Öyle bir yapıdan bahsediyorki tuncay güney bugün türkiyede başbakanı indirip yeni bir başbakan seçtirtebilir.sabancı görüşmelerinden pkk sorununa kadar bir sürü belgeyi barındırıp kayıtlarını tutuyor ve bunu şu anda bu yapının deşifrelenmesi isteyen ve bunu demokrasi adımını olarak niteleyen tuncay güney nasıl bir bilgi ağının içinde??
Açıkçası ben daha neler olacak ,neler çıkacak diye merak etmekteyim.
umarım bizim tarihle yüzleşmemiz ve geniş kitlelerin bilgilenmesi açısından doğru bir dönemdir...
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Perşembe, Ocak 15, 2009
0
yorum
12.1.09
3D (tridine bandım)
Demokrasi,Darbe,Devrim
Bu ülkede herkes ayrı ama şarkı hala aynı,üçü bir arada ama farklı anlamlarda
Bir gece ansızın gelebilirim,beni bekliyorsan, uyumamışsan,sevinçten kapında ölebilirim..................................................................................................................................
bakarsın ansızın gelebilirim,bu kadar yürekten çağırma beni.....
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Pazartesi, Ocak 12, 2009
0
yorum
10.1.09

helloo may neym iz coon.ayem tivinti yiyırs oold.ant liv in niiyork.ay lav partii.ay lav enimeels.ay lav yuu."
Biz hep döner yeriz ama ne döner diye merak etmeyiz. nokta
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Cumartesi, Ocak 10, 2009
0
yorum
9.1.09
Zulm ile âbâd olanın âhiri berbâd olur

Dün televizyonu açmadım,bir kaç şeyle uğraştım biraz okudum kafamda açıkçası bir ağırlık hissettim ve bıraktım ara verdim.Derin bir sinüzit tedavisine ihtiyacım var galiba
Kumandaya elim gidiyordu,nette o gazze videolarını izleyince televizyonun esas olarak ne işlevi gördüğünü daha iyi algıladım,düşündüm.Bu dünyanın insanı irkilten yanı korkunçluğu değil olağan görünüşüdür(t.adorno). israil kuralsız dünyanın çift yönlü kahkahası,kayıtsız jokerini oynuyor. Bizim kurallarımız var ama onun kuralları yok.Gülümsemesindeki yaralar kahkahalarıyla ortaya çıkıyor/çıkartıyordu..
Saat 7 gibi sobayı yaktım uzandım kamburlaşan belimi koltuğun şekline soktum, dayanamayıp haberleri açtım,merak merak..
Atv ana haberde kanadoğlunun açıklamaları ve top 40 ergenekon hadisesi karşıma çıktı.Kanadoğlunun gazetecilere verdiği basın söylemi "gözlük çerçeve"lerinden belli bir estetiği ortaya çıkartıyor diye düşündüm içimden.
Kendimle konuşurken televizyondaki ses/evdeki ses bam bam; "Cumhuriyetin temel prensibleri ile uğraşılmaktatır,Türkiye hiçbir dinci diktanın yerleşemeyeceği özgür bir ülke olarak kalacak” diye kulaklarımda çınlarken yine/yeniden ekranın sadece ince ayar verilen bir rejimin kutusunun içinde nasıl yaşabiliyoruz? diye soruyordum kendime
Bu arada zapinglerken gündemi kafamda sürekli değiştirdim
odanın sıcaklığı veartıkça sobanın üzerindeki yemekte kaynıyordu,türkiyede gündemin tansiyonundan..
sorular?* sorular?* beynimi tırmalar ben giderim ogider yanımda tın tın eder(cvp:paranoya)
1)Hukukun üstünlüğüne partiler üzerinden okumalar geliştirmek niye?Bunun faturasını iktidara kesip tak takıştır sür sürüştür bu da bitti maşşallah hizmetide demokrasi açısısından medianın (medyanın)ne olduğunu bilmeden izleyen bizler için overdose bilinç kaybı yaşatmıyormu?
Salt oksijen olarak pompalan bu hızlı normalleşme ihtiyacı nasıl bir şey?
kafamda Kral Lear” oyunundaki krala karşı çıkan soytarımıyım ben? yoksa?
“Hiçbir dönemde modası geçmedi delilerin / Hergün aklı kaydı biraz daha akıllıların / Kafalarını nasıl kullanacaklarını bir türlü bilemediler / Yaptıkları her işte saçmalamayı seçtiler “ , “
Birden bu yaşananlar sizi geçmişe götürebilir,ama yüzleşebilirmisiniz??
28 şubat ya da postmodern darbenin arkelojisi ortaya çıkartılıyor ve haritalandırmalar yeniden yapılıyor ama bir bakmışsın nedenler ve sonuçların birbirine karıştığı bir düğümün tam ortasındasın,her şey aynı olduğu yerde hala bıraktığın gibi.
Her on sene bir askeri darbe olan bir memlekette, kitapların yakıldığı,insanların geçmişlerinin ters yüz edildiği,etnik kökeninden dolayı dışlandığı,sırf farklı bir dile mensup dogduğu için aşağılandığı sürüldüğü bir gerçeklikte,birbirine koşar adımlarla ilerlememiz gerekirken hala kürtçe tv gerginliği, tv ye çıkartılan bir sürü karşıt düşünceli bir sürü stratejistin zırvalamaları nedir allaşkına???
Hatiralar sarmis dört bir yanimi Baktigim her yerde izin duruyor
Ben seni düsünmek istemesem de Bana hersey seni hatirlatiyor
Bir kimse bu gizli örgütleşen kadrolaşan ve daha doğrusu bu zihniyetin bir uzantısına nasıl dönüştüğünü farkedebiliyor mu?Kimse neden partiler üstü bİe hegemonyanın ve medyanın işlevinin kamuoyuyla olan ilişkisinin gerçekliğini sorgulamıyor diye sorası geliyor insanın
"Gizli özne" partiler üstü,hukuk üstü bir anlayıştan şikayet ediyorsak bu bürokratik hegemonyanın,1980lerden ve daha eskilerden bir zamanlardan kalma bize dikte dikte ettirilerek kabul ettirilmiş doğruları neden ve niçinleriyle yüzleşmemiz gerektiğini kabul etmek gerekir
sorgulamalarla ilgili gözaltına alma biçimleri,bunula beraber içeri alınan kişilerin kimlikleri üzerinden gelişi güzel yorumlama yapılması,hiç olmayacak yerlere varan tartışmalar tamamen bir beyin işkencesi....
Kafamı toparlayabildiğim ve cümlelştirebildiğim şeyler bunlar
Türkiye(de/ve)için hala ve hala iç barış istiyorum,farklılıklarımıza sahip çıkabileceğimiz ve bunu öğrenebileceğimiz gün için dua ediyorum ve filistine ve filistinli çoçuklara
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Cuma, Ocak 09, 2009
0
yorum
5.1.09

bir çok şey yazmak istedim ama cümlelerimi hep sildim,cümleler yetersiz kalıyor küfür tek milletin...
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Pazartesi, Ocak 05, 2009
0
yorum
4.1.09
BARIŞ/ADONİS
Denizin yıkadığı toprağa
ve onun sevdasına barış
yağmurlarını verdi bana baş döndürücü çıplaklığın
kendini bana adıyor yıldırım
benim bağrımda olgunlaştı zaman
bak işte Doğu'nun parıltısı kanım
su çeker gibi çek beni ve yok ol
yitir beni yankısı ve şimşeği var oylukların
su çeker gibi çek beni gövdemle örtün
nirengidir ateşim ve yıldızdır
yön yaramdır benim
heceliyorum
bir yıldızı heceliyorum resmini çiziyorum
kaçaktır yurdumda yurdum
heceliyorum onun çizdiği yıldızı
yenik günlerinin ayak izlerinde
ey sözün külü
gecende bir çocuğu daha var mı tarihimin?
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Pazar, Ocak 04, 2009
0
yorum
3.1.09
tanıştım bugün
Bu gerçeklik soğukta küfrettirir, sıcakta şükrettirir,
varlıkla yokluğu hissettirir aynı rüzgar gibi,
ee bırak kararı rüzgar versin o zaman
Gönderen
Mr.Dere
zaman:
Cumartesi, Ocak 03, 2009
0
yorum
Blog Arşivi
- Kasım 2009 (14)
- Ekim 2009 (20)
- Eylül 2009 (23)
- Ağustos 2009 (17)
- Temmuz 2009 (24)
- Haziran 2009 (20)
- Mayıs 2009 (12)
- Nisan 2009 (20)
- Mart 2009 (22)
- Şubat 2009 (19)
- Ocak 2009 (17)
- Aralık 2008 (16)
- Kasım 2008 (14)
- Ekim 2008 (21)
- Eylül 2008 (16)
- Ağustos 2008 (17)
- Temmuz 2008 (24)
- Haziran 2008 (15)
- Mayıs 2008 (16)
- Nisan 2008 (17)
- Mart 2008 (14)
- Şubat 2008 (17)
- Ocak 2008 (16)
- Aralık 2007 (12)
- Kasım 2007 (10)
- Ekim 2007 (16)
- Eylül 2007 (11)
- Ağustos 2007 (15)
- Temmuz 2007 (12)
- Haziran 2007 (12)
- Mayıs 2007 (20)
- Nisan 2007 (20)
- Mart 2007 (20)
- Şubat 2007 (17)
- Ocak 2007 (18)
- Aralık 2006 (16)
- Kasım 2006 (25)
- Ekim 2006 (27)
- Eylül 2006 (9)
- Ağustos 2006 (1)
- Temmuz 2006 (10)
- Haziran 2006 (5)
about me
- Mr.Dere
- Mr. Dere’s artistic practices are based mainly on the city and whereby he focuses on interventions and observations within local culture of the city.

This work is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial-No Derivative Works 3.0 United States License.