ANGLES

31.12.08

Quadriga of Huseyin Alptekin






Allah rahmet eylesin, mekanın cennet olsun,nur içinde yat
Hüseyin abi

dipnot

keşke nefret olmasa diyorum içimden.biryerlerden geçiyor. gözlerimin önünden geçen görüntülere baktığımda kelimeler anlatmıyor hissettiklerimi.dünya adı verilen bu yerde artık herşeyden kuşkulanan ben gördüklerime inanamıyorum.israilin hıncına, nefret teolojisine aklım hala ermiyor.dünyadaki tüm akıl "güç" tarafından asimile edilmiş,independence day "şu e.t lerin hadi kıçlarına basalım" repliği gibi her şey kof, herşey bayağı

bu güç sadece sorular soruyor ve kendi anlamını kendi yaratıyor.biz ise sürekli bir şeyler tartışıyoruz,ve bu yapılmamalı şu doğru ya da vs vs

Biz
cellatlar ve kurbanlar ütopya yada felaketin parçaları nefretin eskatolojisinde hızlı yayılma ve içe çekilmenin sessizliğini paylaşıyoruz.

boşluk suçlayan bir parmak,boşluk temas duygusunun alınmayan riskinde bir anlam sahnesi arıyoruz.

..................................................................................................................................................................................................................................................................................................
yeni bir yıl endişesiz özgürlük için umut getirsin

29.12.08

Ne garip bir oyuncak şu insan! Yürür, konuşur ve acı çeker. 70 kilodur.
Kendisine ve çevresine ait hiçbir şeyi bilmez. Bir nevi ıstırap makinesi.

İplerini başkaları çeker. Hantal ve şapşal bir robot. Neye sevinir bilinmez.
Sınırsız olan yalnız hayalleri ve acı kabiliyeti.

Etten bir kafes ve aciz içinde çırpınan bir ruh.
Vücut araba akıl arabacı.

Ama gözleri bağlı arabacının, arabaya hükmeden atlar..
Buda haklı : Varolmak için yokolmak lazım, parça bütüne kavuşacak ki hasret dinsin.
Bütün musiki, bütün şiir, bütün aşk, bu bir çuval kemik, bu asi ten, bu aptalca endişeler ne olacak? Ne olacağını bilen var mı?

Kader hep oynayacağı roller yükler insana ve ıslıklar. Alkış sahtekarların.."
Cemil meriç Jurnal.3.11.1965

Berlin Brandenburg Kapısı’nda Yılbaşı Partisi

27.12.08





mete çubukçu'nun " hangi filistin? "

filistin’in fiilen ikiye bölünmesi, geriye dönülmesi zor bir noktaya ulaştı. israil, uzun süreden bu yana gazze’yi kendi haline bırakıp filistin’den koparmak istiyordu. bunu hamas kendisi gerçekleştirdi.

hamas militanları sanki israil’in işgal ettiği topraklardan bir kısmını ele geçirmişçesine toprağı öpüp, namaz kılıyor. gazze’deki güvenlik binasına hamas bayrağı asarak ‘islam devleti’ne giden yolun ‘müjde’sini veriyor. el fetih’in önde gelen bir ismi israil’in bile yapmadığı bir uygulamayla bahçede infaz edilerek, sokaklarda sürükleniyor. arafat’ın evi basılıp kişisel eşyaları yağmalanıyor. hatta fotoğrafları ayaklar altına alınıyor. israil askerleri de arafat’ı aşağılamak için 2002’de ramallah’taki karargâhının duvarına işemişlerdi.

diğer yandan, el fetih yönetimi yıllardır sürdürdüğü iktidarı kaybetmenin hırsıyla, çürümüşlüğünden taviz vermeden hamas’ın köşeye sıkışması için elinden geleni yapıyor, israil’den destek alıyor. muhammed dahlan gibi isimlerle çalışmaya devam ediyor. dahlan hamas baskını öncesi mısır’a kaçmış durumda. şimdi el fetih yönetimi dahlan’ı sorgulamak için mısır’a heyet yolluyor. gecikmiş bir uygulama olsa da olumlu bir adım olabilir.

abd, batı ve israil ise seçimlerde işbaşına geleceğini bile bile hamas’ın seçilmesine göz yumuyor. ardından da siyasi süreçteki uygulamalarını görmeden, bu sürece katılıp törpülenmesini beklemeden ambargo uygulayarak hamas’ı daha da uç bir noktaya sürüklüyor, radikalleşmesine katkıda bulunuyor. yani herkes elbirliği yaparak filistin’i tanınmaz bir hale getiriyor, filistin halkını çürümeye yöneltiyor.

şu anda de facto olarak iki filistin yönetimi söz konusu. hamas yönetimindeki gazze, el fetih yönetimindeki batı şeria. son gelişme sonrası batı alemi mahmud abbas liderliğindeki filistin yönetimine koşulsuz destek verip, para musluklarını açarken yine yanlış yapıyor. bir süre sonra israil’in gazze’ye saldırması sürpriz olmayacak. artık hamas gibi bir gerekçesi mevcut. peki, böyle bir durumda batı şeria’daki filistinliler ne yapacak? israil destekli abbas’ın el fetih’ini mi destekleyecek, hamas’a rağmen israil saldırılarına mı karşı çıkacak? tabii ki ikincisi olacak.

halkın büyük çoğunluğunun sağduyu içinde ateşkes ve birlikte mücadele istediği bilinirken her iki tarafın ‘savaş ağaları’, denetimsiz silahlı çeteleri filistin’i bu duruma getirdi. halk ise olan biteni kenardan acı çekerek seyrediyor. yani mücadele halkın mücadelesi değil.

ne ismail haniye ne de halid meşal hamas üzerinde söz sahibi. gazze’de el fetih bürolarını basan yüzleri maskeli militanların ellerindeki yeni silahları kim yolluyorsa örgütü de o yönetiyor.

filistin mücadelesini ‘islam’ mücadelesine çeviren, gazze’yi islam toprağına dönüştürdüğünü sananlar, gazze’yi dünyanın merkezi sanıyor. oysa gazze kimin umurunda! gazze’nin geldiği durumun sorumlusu israil ambargosu, açlık ve iktidar çekişmesi olduğu kadar, bölgeyi, krizi yönetemeyen hamas’tır.

hükümet olmadan önce, sosyal örgütlenmesi, alternatif yapılanması ile toplumu ayakta tutmayı başaran hamas asıl zor olanı; yani ambargo altında alternatif bir yönetim ve örgütlenme biçimini başaramayarak dünya görüşü ve mücadele anlayışının ne kadar tek yanlı, kısır olduğunu gösterdi. hükümet olmayı sadece silahlı birliklerini sokaklara salmak sandı.

mogadişu’dan farkı kalmayan 1.5 milyonluk bölgenin ‘islam devleti’ olmadan önce yönetilmeye ve düzene ihtiyacı var. ortalıkta silahlı çeteler, aşiretler kol geziyor. herkes kendi kanununun uyguluyor. kadınlar bir gün sonra neyle karşılaşacaklarını; başları açık biçimde tv’ye çıkmamaları konusunda tehdit alan kadın spikerler ne yapacağını bilmiyor. el kaide anlayışı gazze’ye yerleşiyor. el fetih’in de büyük katkı sunduğu bu manzara sonrası hamas sözde bir düzen sağlamaya çalışıyor. bir süre sonra 101 gündür haber alınamayan bbc muhabiri alan johnston kurtarılırsa şaşmayın. hamas, “biz geldik düzeni sağladık” diyecektir.

tarihi ihanet

oysa geçmişte de filistin’de bugün yaşananlara benzer çatışmalar olur, kendi içlerinde bölünme yaşanır, en sonunda da ‘ortak düşman’a karşı bir araya gelinirdi. ama artık konjonktür, gidişat ve liderlikler çok farklı. filistin’in fiilen ikiye bölünmesi, geriye dönülmesi zor bir noktaya ulaştı. israil, uzun süreden bu yana gazze’yi kendi haline bırakıp filistin’den koparmak istiyordu. bunu hamas kendisi gerçekleştirdi. israil’in batı şeria’daki filistinlileri kuşa çevrilmiş, elleri bağlanmış bir devlete mahkum etmesine de çok az kaldı. basiretsiz yönetimi ile mahmud abbas da ancak bunu ‘başarabilirdi’.

eğer filistinliler, batı şeria’da devlet olmayan bir devlete, hele gazze ne idüğü belirsiz bir ‘islam devleti’ne razılarsa bu kendi sonlarını hazırlamaktan başka şeye hizmet etmeyecektir.

şu anki durumda filistinlilerin bir araya gelmesi zor görünüyor. her iki örgütün de yaşadığı çürüme, yozlaşma, çeteleşme ve lümpenleşme had safhada. üstelik hamas eleştirdiği el fetih’i aratmayacak yöntemlere başvuruyor. aslında fetih, hamas’ın hamas da fetih’in aynadaki yansıması gibi.

filistin için artık üçüncü bir yol gerekiyor. filistin halkının çoğunluğu yeni bir yoldan yana. çünkü bu davayı sürdürdüğünü iddia eden her iki örgüt de maalesef kendi halkını değil, kendi çıkarları ve silahlı güçlerini düşünüyor. ayşe karabat’ın deyimiyle “filistin haklı davası, tarihinde böyle ağır bir ihanet görmemişti”. evet, bu ihanetin bedeli filistin için ağır olacak. ama sadece filistin için değil israil ve diğerleri için de…

26.12.08


Bu yıl hayatımda acısıyla tatlısıyla bir çok şey öğrendim,inanılmaz deneyimler ve bir o kadarda denemeyim bu kadarıda kalsın anlarım oldu.Bizin anlamını öğrendim kaybettiğim "seni" anladım ve bizi ayıranın ne olduğunu gördüm.Sürekli tanımı yapılan şeylerin ne kadar boş olduğunu gördüm,ne kadar az dostum olduğunu hissettim ve "ne iyiki" ne kadar az "dostum" olduğuna şükrettim.Gerektiği yerde gerektiği kadar bana gösterilen samimiyetten tiksindim hatta tiskindim,bana piyasa adamı diyenler bile oldu allah rahmet eylesin artık onlar kariyer feedback'i yapmaya doymamış old kankalar folderlarındalar.

Yaşadığım için insanlarla paylaşmayı insanları dinlemeyi bu sene daha da bir öğrendim tabi ki tam değil biraz daha empati ve sabır için biraz daha zamana ihtiyacım var.

Yapılar ve bürokrasiyle uğraştım hiç olmayacak kişilerle hiç olmayacak zamanlarda biraraya geldim,o insanlara yeniden ve yeniden kendimi tekrar tekrar anlatırken buldum değişen bir şey olmadı hala anlatıyorum onlarda sadece dinliyorlar

Borç yapmamaya kimsenin üzerimde hakkı kalmaması için çabaladım ama para bu değişik bir şey allah değil ama allahtan öte,insanları değiştiriyor insan temkinli olmalı!

Bu ülkede şaşırmamayı bu senede bir kez daha beceremedim,neler çıktı inanamadım küçükken benim için en güzel yerler başka insanların karyolalarının altlarıydı çok değişik şeyler bulurdum ve sürekli bu yerleri karıştırdığım için dayak yerdim hemde çok fazla şeyi karıştırdığım için.Aynı durum içinde ayıkladım yaşadığım cımbızladığım dev bir karyol altı gerçekliğinde lütfen biri beni bulsun diyorum artık.kim vurduya giden demokrasi aksaklıkları yüzünden tanımı gereği unutulan bir yaşama hapsolduğumu daha da iyi hissettim bu yıl.

Saklı olan kendimdem çıkardığım her şey için ve her zaman bir şeyler üretebildiğim için şükrediyorum ve bunları bir avuç insanla paylaşmaktan büyük bir haz alıyorum umarım bu sene bu hazdan mahrum kalmam,ve umarım herşey herkesin gönlünce olur

En içten sevgilerimle
m.dere














25.12.08

HOŞGELDİN YILBAŞI A NEJAT SATI ORGANIZASYONU












20.12.08

EVRENİN ASKERLERİ MİLLENYUMUN TESKERECİLERİ

18.12.08

AKILLI İŞARETLER ÇOÇUKLARI DÜŞÜNÜR













16.12.08

Elmas yollamış, allah razı olsun



Isgal edilmis Atina Politeknik universitesi grubu 12 Aralık günü aldıkları karar ile: Öldürülen tüm gençler, göçmenler ve tüm devletin hizmetçilerine karşı mücadele verenler, Carlo Juliani, Fransız varoşlarından gençler, Alexandros Grigoropoulos ve sayamadığımız tüm dünyadan öldürülenlerin anısına; devlet terörüne karşı 20 Aralık 2008, Cumartesi günü Avrupa ve küresel direnise davet ediyor.

Yaşamlarımız devletlere ve onların tetikçilerine ait değildir!

Öldürülen kardeslerimiz, arkadaslarımız ve yoldaşlarımız herzaman bizimle mücadelemiz sürecinde canlı kalacaklardır.

Onları unutmayacağız, ve onları öldürülenleri de affetmeyeceğiz.


Friday 12/12, the assembly of the occupied Athens Polytechnic decided to make a callout for European and global-wide actions of resistance in the memory of all assassinated youth, migrants and all those who were struggling against the lackeys of the state, Carlo Juliani; the French suburb youths; Alexandros Grigoropoulos and the countless others, all around the world, a day of international action against state murders, Saturday 20.12.2008. Our lives do not belong to the states and their assassins! The memory of the assassinated brothers and sisters, friends and comrades stays alive through our struggles! We do not forget our brothers and sisters, we do not forgive their murderers.

15.12.08

FIGHT CLUB; PABUÇTAN ÖTE PABUÇTAN ZİYADE



11.12.08






Değerini bilmek gerekir aşkın
ve ona kattığı değeri yılların.
aşk ne iç geçirmektir bir bankta,
ne de el ele dolaşmak mehtapta
gün olur kar yağar, yağmur yağar
birlikte yaşanacak koca bir ömür var
güzel bir şarkıya benzer aşk
ama kolay mıdır bir şarkı yaratmak...

6.12.08

Daha Hızlı,Daha Güçlü,Daha Yüksek


4.12.08

2.12.08

DEATH RACE 2008

Bir kaç gündür izlediğim türkiyenin panoramik gerçekliğinden yansıyan haberleri görmekten içim dışım kıçım bir ters hal aldı.İnsanı yorumsuz bırakan gerçekler vardır "ötesi yoktur" aşılması ve anlatılması imkansız bir durumdur ve bu da bir dumurdur

.kanalı zaplıyorum bir görüntü adamın birine öldü muamelesi yapılıyor üstü örtülüyor bunu yapan insanlar bürokrasinin hızıyla bu işi yapıyorlar bir ölünün üstüne örtmek kaç dakika sürerki,bir hayatın bittiğini duyumsamak?sonra o adam ölmemiş hayata döndürülmeye çalışan bir biçareye dönüyor ikinci karede.
bu nasıl bir durum.
şiddet gerçekten zeki insanların doğru yerlerde olmamalarının sonucumu bizi bu hallerde mi yakalıyor? diye soruyorum kendime.Doğal gaz fiyatlarından dolayı sobadan zehirlenen insanların haline ne demeli?Hele polis kılığında salon basan bu tiplerin bu hayatta ne işleri var?
Gebersinler!!
Sürekli olarak yankılan mazaret polislerin kimliklerini neden sormadıklarıymış,esas cevap bir polisin "gerçek" bir polis bile olsa bir sivile bu şiddeti gösteremeyeceği olmalıydı.Tırnak içinde gizil korku dogru tavır almak tan korkan insanların yaşadığı bir toplumda anlaşılmak isteği krizin kendisi değilmi?

incelik ve içten bir iyi niyet tüm herşeyi unutmak için çabalayabileceğimiz bir masumiyeti geri getirebilir,ama şu sıralar bundan çok çok çok çok uzağız

1.12.08

HORMONSUZ TAMAMEN DOGAL "EAT MY BLOG"



Daha fazla bilgi için 49A

İzleyiciler

about me

Fotoğrafım
Mr.Dere
Mr. Dere’s artistic practices are based mainly on the city and whereby he focuses on interventions and observations within local culture of the city.
Profilimin tamamını görüntüle